patronlar dünyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
patronlar dünyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2011 Perşembe

2.5 ayda 800 daire sattı, ikinci etap satışa başladı

Teknik Yapı'nın TOKİ iştiraki Emlak Konut GYO ile birlikte, hasılat paylaşımı modeliyle Tuzla'da gerçekleştirdiği Evora İstanbul projesinin ikinci etebı satışa sunuldu



Teknik Yapı'nın TOKİ iştiraki Emlak Konut GYO ile birlikte, hasılat paylaşımı modeliyle Tuzla'da gerçekleştirdiği Evora İstanbul projesinin ikinci etebı satışa sunuldu.

Evora İstanbul projesinin ikinci etabını oluşturan Evora İstanbul Marmara'daki 863 daire 90.000 liradan başlayan fiyatlarla satılıyor.

Teknik Yapı Holding Başkanı Nazmi Durbakayım, projenin tanıtımı amacıyla düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, bu mücevheri işlemeye başladıklarını, bir kenarının kesiminin yapıldığını ve gayet güzel şekli almaya başladığını, bugün de diğer parçasını işlemeye başladıklarını belirtti.

Evora İstanbul'un Ekim ayında satışa sunulan 1.509 dairelik ilk etabının beklentilerin üzerinde bir ilgi gördüğünü ve projenin yüzde 60'ının satıldığını vurgulayan Durbakayım, ''Evora İstanbul Marmara'yı, 2012'nin ilk günlerinde satışa sunulacak şekilde hazırlamıştık. Ancak ilk etap için gelen misafirlerimizden her üç kişiden biri deniz manzarası istediği için ikinci etabı, ilk etapta yer alan daire satışları yüzde yüz tamamlanmadan yaklaşık bir ay önce satışa sunduk'' dedi.

Marmara denizi manzarasına sahip projenin ikinci etabında dairelerin stüdyo, 1+1, 2+1, 3+1 ve 4+1 tipi şeklinde olacağını, projenin tesliminin Haziran 2014 tarihinde gerçekleşeceğini ifade eden Durbakayım, satışa çıkarılan bölümde ayrıca bir tıp merkezi ve 23 adet ticari birim yer alacağını kaydetti.

Durbakayım, Evora İstanbul Marmara'da yer alan 14 blokta toplam 863 daire yer aldığını, metrekare birim fiyatı 1.731 liradan başlayan Evora İstanbul Marmara'da stüdyo dairelerin 90 bin lira, 1+1 dairelerin 107.100 lira, 2+1 dairelerin 169.600 lira, 3+1 dairelerin 237.200 lira ve 4+1 dairelerin 327.900 liradan başladığını belirtti. Durbakayım, konutlara ilk satışa göre yüzde 5 oranında zam geldiğini de açıkladı

Evora İstanbul Marmara'daki dairelerin yüzde 7 peşinat avantajı ve uygun ödeme koşullarıyla satışa sunulduğunu ifade eden Durbakayım, tutsat (mortgage) kredilerine bağlı olarak, banka kredisi kullanmak isteyenlerin ödemek zorunda olduğu yüzde 25 peşinat için Teknik Yapı Holding'in finansman desteği sağladığını, bu kapsamda yüzde 7 peşinat ödeyerek daire almak isteyenlerin kalan yüzde 18'lik oranı 12, 18 ve 24 ay olmak üzere 3 eşit ay şeklinde vadelendirdiğini, daire bedelinin kalan yüzde 75'i için banka kredisi kullandırdığını anlattı.

Durbakayım, ''Evora İstanbul projesine 15-18 bin arasında bir nüfus gelecek. Marmaray'ın bizim projeden önce bağlanacak olması bir şans'' dedi.

Soruları da yanıtlayan Durbakayım, hitap ettikleri kesimin ihtiyacı için konut aldığını, yöneldikleri kesimin ihtiyacının 2012'de de aynı şekilde devam edeceğini, konut üreticilerinin ümitsiz olmaması gerektiğini, ocak ayının sonuna doğru belki bu biraz sisli havanın da dağılacağını vurguladı.

''Projeyi 2,5 ayda yaklaşık 30 bin kişi ziyaret etti''

Nazmi Durbakayım, Evora İstanbul'da satılan konut sayısının 800 adet olduğunu, projeyi 2,5 ayda yaklaşık 30 bin kişinin ziyaret ettiğini kaydetti.

Projede taahhüt edilen cironun 1 milyar lira olduğunu söyleyen Durbakayım, ancak hedeflerinin 1,5 milyar lira olduğunu, şu anda da 100 milyon liranın realize edildiğini belirtti.

Yerli ürün kullanmayla ilgili olarak da Durbakayım, yerli sanayinin kalkınması için yerli ürüne yönelmek gerektiğini, yerli ürün kullanmanın memleket için büyük bir gereksinim olduğunu ifade etti.

Emlak konut GYO Genel Müdür Yardımcısı Hakan Akbulut da 2010 yılında 7 bin 700 konut satmış olan Emlak Konut'un bu yıl satış rakamını kasım ayı itibariyle 11 bin 500'e taşıdığını, yıl sonunda bunun daha da yükseleceğini kaydetti.

Tuzla'da Emlak Konut'un 4 projesi bulunduğunu söyleyen Akbulut, burada yaklaşık 7 bin konut ve ticari ünitenin yapımının devam ettiğini kaydetti.
kaynak/www.patronlardunyasi.com

Fransa'ya karşı hangi yaptırımlar uygulanacak

Erdoğan Fransa parlemontosu tarafından kabul edilen Ermeni tasarısının ardından bu ülkeye uygulanacak yaptırımları açıkladı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Fransa parlemontosu tarafından kabul edilen Ermeni tasarısının ardından bu ülkeye uygulanacak yaptırımları açıkladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç ile yaptığı görüşmenin ardından ortak açıklama yaptı. Erdoğan toplantıda şunları söyledi.

- Soykırım yasası oylanarak kabul edildi. Tabi Türkiye-Fransa ilişkilerinde ağır yaralar açacaktır. Enteresan bir durum daha var. 1979'da Paris'te Paris Turizm Ateşesi bir terör saldırısıyla katledildiği günde kabul edilmesi ayrıca anlamlıdır. Tabi çok daha enteresan durum var. 577 vekilden oluşan Mecliste böyle hassas önemli bir oylama 10'da biri ile gerçekleşmiş olması daha manidardır. Bunlar ne kadar ciddiyetten uzak, nasıl anlayıştır nasıl sulandırılmış oylamadır anlamak mümkün değil. Bu gelişim isabetsizdir. Biz bu kararı Türkiye olarak şiddetle kınıyoruz. Aramızdaki ilişkiler 50 yıllık değil çok daha geçmişe dayalıdır. Şu anda maalesef farklı bir yönetimin sadece siyasi hesaplar içinde olan Sarkozy'in ne yazıkki bu seçimler için feda ettiği bir süreçtir.

- Açık söylüyorum. Bu oylama Türkiye'den ziyade Fransa'ya çok büyük bir haksızlıktır. Şimdi ben şu soruyu soruyorum. Fransa'da düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü var mı. Cevabı da ben veriyorum: Yok.Bu özgür tartışma ortamını ortadan kaldırmıştır. Ne yazıkki Fransız ihtilalinin simgeleri olan Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik Fransız meclisi tarafından ayaklar altına alınmıştır.

- Bunun çok daha önemli boyutunu gündeme getirmek istiyorum. Bu oylamada cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ırkçılık, yabancı düşmanlığı üzerinden siyaset yapma vardır. Fransa'da sırıf kişisel ihtiraslar seçim kazanma uğruna Türk düşmanlığı genelde de İslamafobi Avrupa ve Avrupa'nın savunduğu değerler açısından sakıncalıdır. Son derece kasıtlı son derece art niyetli karara sessiz kalmamız mümkün değildir.

- Burada şunu ifade etmekte fayda var. Fransa halkının gerçekleri öğrenmesi için bu girişimi tüm boyutlarını görmeleri için bilgilendirme çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

- Sadece Fransa halkını değil Afrika halkını da bilgilendireceğiz. Ortadoğu'yu bilgilendireceğiz. Bugüne kadar unutturulmak istenen soykırımları biz dünyadaki ülkeleri dolaşarak anlatacağız. Bu ırkçı ayrımcı tavrı anlatacağız. Bizim tarihimizde böyle bir soykırım yoktur. Bunu kabullenmiyoruz. Şu anda ülkemizde resmi gayriresmi olmak üzere 100 bin Ermeni yaşamaktadır. Bunları bir kısmı vatandaşımız bir kısmımız da vatandaş olmayan ülkemizde bulunanlardır. Burada bir tespit daha yapacağım. Tarih bilmeyenler ülkemde Yahudi soykırımından bahsediyorlar. Onlara da tarihi iyi okumalarını tavsiye ediyorum. Endülüs'ten kaçıp Türkiye'den kabul gören ecdatlarına sorsunlar. Fransa ile ilişkilerimiz gözden geçiriyoruz. Bundan sonra Fransa tavrına göre biz de tedbirlerimizi hayata geçireceğiz. Şu anda istişareler için büyükelçimizi Ankara'ya çağırıyoruz. Şu andan itibaren ikili düzeyde gerçekleştirilmesi gereken seminer, eğitim, kurs gibi faaliyetleri iptal ediyoruz. Avrupa Birliği çerçevesinde Fransa ile işbirliiğine gitmeyeceğiz. Fransa ile hertürlü siyasi istişareyi durduruyoruz. Askeri faaliyetler ve tatbikatları iptal ediyoruz. Askeri uçuşlar için toplam veriler 3 uçuş ve inişleri iptal ediyoruz. Her uçuş için ayrı izin uygulamasına geçiyoruz. Askeri gemilerin liman ziyaretleri için izin başvurularını bugünden itibaren reddediyoruz. Türkiye-Fransa ekonomik toplantısına katılmıyor bu toplantıyı gerçekleştirmiyoruz. Altını çizerek ifade ediyorum. Bu ilk aşamadır. Bunun devamı da gelecektir.

- Fransa Ulusal Meclisi'nde teklife karşı çıkan ve karşı oy kullanan parlamenterlere de teşekkür ediyorum. Hatta bazı hükümet üyeleri de sağ duyulu bir imtihan vermiştir. Sağduyunun aklıselimin önümüzdeki sürece hakim olmasını Türkiye-Fransa ilişkilerini geriye dönülmesi yere götürmemelerini temenni ediyorum.

- Şunu da dost düşman bilmeli. Biz tarihimizle gurur duyuyoruz. Bizim veya bizi sıkıntıya düşürecek bir tarihimiz yok. Tarihimizde yaşanan her türlü olayla yüzleşiyoruz. Her zemnde en güçlü şekilde savunuyoruz. Biz bütün arşivlerimizi açtık. Başkalarının varsa onlar da açsın. Gelsin buralarda çalışsınlar. Tarih parlamentolarda oylamalarla yazılmaz Olsa olsa çarpıtılır. Tarihi çarpıtanları tarih de halklarda affetmeyecektir.
kaynak/patronlardunyasi.com

2 Aralık 2011 Cuma

Özen işadamlarına ne tavsiye etti?

Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, 2012 için nasıl tahminde bulundu, ne tavsiye etti?
Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, 2012'de Türk Lirası'nın yüzde 4 daha değer kazanacağını belirtti.

Özen, Capital ve Ekonomist dergileri öncülüğünde, Vodafone Türkiye ana sponsorluğunda ve Feryapı etkinlik sponsorluğunda ''Ekonomi 2012'' başlığıyla düzenlenen CEO Club toplantısındaki konuşmasına, AB'nin ve avronun dağılmasıyla ilgili kötü senaryoya inanmadığını, bunun olmayacağını, piyasaların da bunun olmayacağına inandığını ifade etti.

Özen, bunun göstergesi olan dolar-avro paritesinine baktıklarında, ilk avro tanıtıldığı zaman 1,12 iken, şimdi 1,35'te olduğuna dikkati çekerek, dolayısıyla kötü senaryoyu piyasaların satın almadığını, bunun çok iyi bir haber olduğunu belirtti.

Özen, ''Eğer avro bitecekse herkes avrodan kurtulmak için satardı. Bunu görmüyoruz, bu iyi bir şey'' dedi.

Baz senaryonun kendileri için daha anlamlı olacağını söyleyen Özen, ''Amerika'nın tasarruf oranı çok düşüktür. Yüzde 3-4'lerden bu yüzde 8'lere doğru geldi. Yüzde 10'a geldiği zaman Amerikan ekonomisi çok ciddi büyümeye başlıyor. Bu tarihsel olarak istatistiklere baktığımız zaman bunu çok net olarak görüyoruz. Burada iyi bir trend var. Amerika'dan iyi datalar gelmeye başladı. Amerika 2 civarında bir büyümeyi 2012 itibariyle yakalayabilir. Amerika potansiyel büyümesine doğru yaklaşıyor'' diye konuştu.

''Avrupa resesyona giriyor gibi duruyor''

Ergun Özen, Avrupa'ya döndüklerinde ise işlerin çok çok kötü olduğunu, Kuzey-Güney ikilemi arasında artan sürtüşmenin, işi biraz çözümsüz gibi kıldığını, ancak Kuzeyin (Almanya), Güneyin (Yunanistan, İtalya, İspanya) ''zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyinin kalmadığını'' görmeye başladığını, dolayısıyla uzlaşmaya doğru geleceklerini kaydetti.

Avrupa'nın 4. çeyrekte ve 2012'nin birinci çeyreğinde eksi büyüyecek gibi gözüktüğünü, resesyona giriyor gibi durduğunu söyleyen Özen, şunları kaydetti:

''İşi çözmeleri lazım. Çözüm için somut sanırım 'ortak tahvil' dedikleri şey kalıyor. Bunu zorla yapacaklar. Almanya istediği kadar ayak sürüsün... Almanya birkaç mevzi kazanmak için sağlam duruyor ama eninde sonunda yapmak zorundalar. Avrupa'da faizlerin aşağı gelmesi lazım. Faizleri aşağı getiremedikleri takdirde bu işin sonu felakettir. Zaten borç GSYİH oranlarını hepimiz biliyoruz, sürdürülemez bir durum. Olacak şey değil... İtalya yüzde 7'den borçlanıyor, İspanya yüzde 5-6'da borçlanıyor, Almanya tehdit altında. Elbette Almanya'ya sirayet eder bu iş, dışında kalamaz. Faiz oranları aşağı gelmiyor, büyüme yok. Geriye ne kalıyor; Türk insanın çok çok acı çektiği ve çok da başarılı şekilde çıktığı faiz dışı fazla... Harcamaları keseceksin, mali tedbirleri artıracaksın... Onu da çok zor yapıyorlar. Bu üçünün birlikte olması lazım. Tabii ki Almanya bastırıyor, 'mali politikaları alacaksınız' diyor. Bu ülkeler para egemenliklerini kaybetmişlerdir, mali egemenliklerini de kaybetmedikleri sürece biz bu işten çıkamayacağız. Mali konsolidasyon dediğimiz şeyin olması lazım. Avrupa'ya bunun için bastırıyor. Bu kolay bir şey değil ama bürokrasiyi bir kenara atıp bu işi çözmemiz lazım, yoksa bu faizler ödenemez, iflasa doğru resmen gidiyorlar. Burada yapılacak iş ortak tahvile bir an evvel geçmek. ortak tahvil piyasalara güven verecektir, faiz oranlarını indirecektir.''

Avrupa'da bankaların kredi verecek hali olmadığını söyleyen Özen, 9 Aralık'ı çok çok önemsediğini, mali protokollerle bu işleri halledebileceklerini söyledi.

''Sigaradaki vergi şeyleri, bunlar kafamızı karıştırıyor''

Gelecek yıl kur tahminlerine ilişkin bir soruya karşılık da Özen, ''2012 ortalamasının 2011 ortalamasından yüzde 4 daha Türk Lirası'nın değerli olacağını düşünüyorum. TL yüzde 4 değer kazanır gibime geliyor. Enflasyonun da yüzde 6-6,5 civarında olabileceğini düşünüyorum ama 7'ye daha yakınım ben de. Yok gıda endeksinin değişimi, yok bazı sigaradaki vergi şeyleri falan, sanki biraz kafamızı karıştırıyor. Bunlar serbest mekanizmada olması gereken şeyler'' dedi.

Türkiye'de çok net bir şekilde sıkılaştırıcı politikalar uygulandığını ifade eden Özen, ''Bankacılık sektöründe de çok ciddi şekilde sıkılaştırma var. Bu da likidite sıkılaştırması. Böyle olduğu zaman dayanamaz Türkiye ekonomisi, daralacak. Çok ciddi şekilde daralacak. O daralma ile cari işlemler açığı 60 milyar filan gelir diye düşünüyoruz. Finansmanı çok çok önemli. Biraz uzun vadeye yaydık. Ortalık kötü. Bütün bunlara baktığımız zaman ben Türkiye'de düşük büyüme, enflasyonun 2011'den daha düşük, yüzde 4 de daha değerli bir TL tahmin ediyorum'' diye konuştu.

Ergun Özen, ''Bir de şu bankalar hakkında iyi bir şey söyleyin, onu da rica ediyorum'' diye espri yaptı.

''Ara malı ithalatını durdurmamız lazım''

Yerel dinamiklerle ilgili başka bir soruya karşılık ise Özen, şunları kaydetti:

''Türkiye'de yastık altında çok altının olduğuna inanıyorum ki çıkmaya başladığını da düşünüyorum. Meğerse fiyatların yükselmesini bekliyormuş o yastık altındaki altınlar da. Buna güvenmememiz gerektiğini düşünüyorum. Ben hala Türkiye'nin birtakım reformları yapması gerektiğini düşünüyorum. Eğitim reformundan, işgücü reformlarından tutun, ara malı üretmeye başlamamız lazım. Ara malı ithalatını hakikaten artık durdurmamız lazım. Yani 'yastık altında para var, onu çıkaralım, böylece uçalım gidelim', bunlardan ziyade bizim eksik kalmış reformlarımız var, cari işlemler açığını kökünden kazıyacak veya çok azaltacak yönetilebilir seviyeye getirecek reformlara ihtiyacımız var. Bunlara konsantre olmak daha doğru gibi geliyor bana.''

Başka bir soruya karşılık da Özen, ''Tavsiyem likit kalın. Likit kalmakta fayda var diye düşünüyorum'' dedi.

2012'nin ikinci yarısında faizlerde biraz gerileme olabileceğini kaydeden Özen, ''TL uzun vadeli borçlanmayı şu anda tavsiye eder misin derseniz; onu da çok etmem'' diye konuştu.

Citibank, bazı ülkelerde Türkiye masası açma kararı aldı

Citibank Türkiye Genel Müdürü Serra Akçaoğlu, Citibank'ın, bazı ülkelerde Türkiye masası açma kararı aldığını söyledi.

Akçaoğlu, dünyada yeni sermaye yeni merkezlerin daha fazla ortaya çıkacağını ve Türkiye'nin bu süreçte ''çok büyük artıları'' bulunduğunu dile getirerek, ''bankacılık sektörünün kuvvetli olması''nı bunlardan biri olarak açıkladı.

Türkiye'nin cari açık sorununa işaret eden Akçaoğlu, ''Özellikle de bizim genelde ekonomimize baktığımızda, son yıllardaki çok büyük bir pozitif anlamda gelişime rağmen, Avrupa ve Avrupa'da yaşananlar, dünyada yaşananlardan hiçbir ülkenin kendini ayrıştırması mümkün değil. Ancak yine bunu fırsata çevirme imkanımız var. Gerçekten katma değeri olan ürünler, bizim yerel üretime biraz daha fazla teşviklerle ara girdileri azaltarak, değişen dünya ve değişen dünyadaki ülkemizin çok daha fazla pay alması için önemli bir fırsat'' diye konuştu.

Akçaoğlu, Türkiye'nin stratejik ve coğrafi konumuna ve Türkiye'nin yeni sermaye merkezlerine yakınlığına değinerek, ''Ortadoğu'yla çok rahat ticaret yapabilecek durumdayız. Ortadoğu sermayesinin gidip de Avrupa'yla Amerika'yla ticaret yapması Türkiye ile ticaret yapması kadar kolay değil. Afrika'yı tanırız, biliriz. Rusya'yı tanırız, biliriz'' dedi.

Citibank'ın bazı ülkelerde Türkiye masası açma kararı aldığını belirten Akçaoğlu, ''Bizim ihracatçımız, herhangi bir ülkeye gittiğinde, Çin'e gittiğinde karşısında bir Türk'ü görecek. Citi olur başka banka olur, dünya devlerinden biri Türkiye için bu masayı açıyor. Bu, ülkemizin önümüzdeki dönemde bu fırsatlarla daha neler yapabileceğine dair bir gösterge'' diye konuştu.

''Sepet 2-2,10 arasında kaldığı sürece daha rahat görünüyoruz''

Türkiye Finans Katılım Bankası Genel Müdürü Derya Gürerk ise soruları yanıtlarken şunları söyledi:
''Eylül ayında 2012 bütçemizi hazırladığımızda 2011 sonu enflasyon beklentisi 6,5-7 idi. Ekim ayına geldiğimizde, Kasım başında bunun 8'in üzerine çıkacağı konuşuluyordu. Biz, bu sene sonu enflasyon beklentimizi 9 olarak belirlemiştik. Şu anda 9'un üstü konuşuluyor. Buna rağmen 2012 kurunu 1,80 olarak belirledik. Kendi çalışmamız budur. Büyük ihtimalle yanılacağız. Merkez Bankası sepete bakıyor. Doların 1,90 olmasının bir anlamı yok. Avro ne yapacak- Sepet 2-2,10 arasında kaldığı sürece daha rahat görünüyoruz. Çünkü kural koyucu orada olmamızı istiyor.''

www.patronlardunyasi.com

150 girişimci ''istihdam'' için bir araya geldi

Cezayir'den, Mısır'dan, Endonezya'dan, Ürdün'den, Fas'tan, Pakistan'dan, Filistin'den, Tunus'tan ve ABD'den 150 girişimci İstanbul'da buluştu

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve ''Yeni Başlangıçlar için Ortaklar'' (Partners For a New Beginning-PNB) Türkiye Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin, yeni oluşan çok kutuplu dünyada küresel bir çekim merkezi haline geleceğini belirterek, ''Türkiye ve Türkiye'nin girişimcileri bu yeni role hazırdır'' dedi.

Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için Mart 2011'de oluşturulan PNB Türkiye tarafından İstanbul'da toplantı düzenlendi.

10 ülkeden 150 girişimcinin ''istihdam'' için bir araya geldiği toplantıda konuşan Hisarcıklıoğlu, geçen yıl başlattıkları ortaklıklarının yeşermeye, filiz vermeye başladığını, bugün toplantıda Cezayir'den, Mısır'dan, Endonezya'dan, Ürdün'den, Fas'tan, Pakistan'dan, Filistin'den, Tunus'tan ve ABD'den misafirler bulunduğunu anlattı.

Dünyanın ''yeni bir başlangıca'' hazırlandığını ifade eden Hisarcıklıoğlu, ''Doğru bildiklerimizin yanlış, yanlış bildiklerimizin doğru olduğu günler yaşıyoruz'' dedi.

Batıda giderek derinleşen ve artık siyasi bir kriz haline de dönüşmeye başlayan bir ekonomik çalkantıyla karşı karşıya olunduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, doğuda ise Orta Doğu halklarının haklı taleplerinin ciddi bir siyasi dönüşümü beraberinde getirdiğini vurguladı.

Rifat Hisarcıklıoğlu, ''Kartlar yeniden karılıyor. Yeni bir düzen kuruluyor. Ve hepimiz, iş dünyası temsilcileri olarak, bu dönüşüm sürecinden en az hasarla çıkmak için büyük bir gayret sarf ediyoruz. Elbette bu süreçte, tüm karar alıcılardan beklentilerimiz var. Öncelikle Avrupalı liderlerden karar almalarını bekliyoruz. En kötü kararın bile kararsızlıktan iyi olduğunu artık anlamış olmaları gerekiyor'' dedi.

Bugün, Avrupa'nın kararını vermesi gerektiğini söyleyen Hisarcıklıoğlu, ''Ya birbirinin borçlarına sahip çıkacaklar, entegrasyonu artıracaklar ve tek mali yönetime doğru bir süreci başlatacaklar ya da 'herkes kendi yoluna' deyip bu işi bitirecekler'' diye konuştu.

Hisarcıklıoğlu, Ortadoğu coğrafyasındaki liderlerden beklentilerinin de suyu tersine akıtmaya çalışmamaları, dönüşümün önünü açmaları olduğunu vurguladı.

Rifat Hisarcıklıoğlu, ''Dönüşümden kastımız da sadece bir siyasi dönüşüm değildir. Çünkü bu ülkelerdeki sorun sadece siyasi değildir. Ciddi bir ekonomik yapılanmaya ihtiyaç duyulduğu gayet açıktır. Son dönemde hepimiz gördük ki, petrol ve doğalgaz halkları zengin etmiyor. Refahı topluma yaymıyor, istikrarı sürdürülebilir kılmıyor. Bunun için en zengininden, en fakirine tüm ekonomilerin dönüşüme ihtiyacı var'' diye konuştu.

''Göz yaşlarımızın rengi hepimizin aynıdır''

Dünyadaki dönüşümü halklar için fırsata çevirmenin yolunun ortaklıktan ve güç birliğinden geçtiğini, bunun için PNB'nin artık daha önemli olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:
''Dünyada barışı, huzuru ve istikrarı sağlamak için yeni bir başlangıç yapmak ve yer kürenin ortakları olarak yakınlaşmak zorundayız. Güvenlik ve tehdit merkezli değil, güven ve refah eksenli bir küresel mimariyi oluşturmak bütün halkların refahı için son derece önemli. Refah dolu yarınlar için bölgelerde şer eksenleri değil, istikrar eksenleri inşa edilmeli.''

1971 yılında dünya genelinde az gelişmiş ülke sayısı 21 iken, 2011 yılı itibariye 48 ülkeye çıktığına işaret eden Hisarcıklıoğlu, ''En Az gelişmiş ülkelerin sayısı azalmadı. Aksine arttı. Zengin daha zengin, fakir daha fakir oldu. Güçlü kalkınma, daha adil paylaşım ve daha dayanışmacı bir dünya için hep birlikte mücadele etmek zorundayız'' dedi.

Haksızlığa değil hukuka, çıkara değil vicdana dayalı bir dünya düzeninin kurulması için herkesin yapması gerekenler bulunduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, ''Yanı başımızdaki ülkelerde baskı, zulüm sürerken, Somali'de çocuklar açlıktan ölürken huzur içinde yaşayamayız. Tunus'ta işsiz kardeşim kendisini yakarken biz kendi sırça köşkümüzde, çevre duvarlarını yükselterek huzur içinde yaşayamayız. Unutmayın, yüzümüz ve gözlerimiz farklı renklerde olsa da göz yaşlarımızın rengi aynıdır'' diye konuştu.

''Yeni düzende Türkiye'nin önemli bir rolü var''

Bu yeni düzende Türkiye'nin önemli bir rolü olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bu yeni rol de Türkiye için yeni bir başlangıçtır. Bu süreçte Türkiye, yeni oluşan çok kutuplu dünyada küresel bir çekim merkezi haline gelecektir. Bugün Türkiye, dünyanın 17, Avrupa'nın ise 6. büyük ekonomisidir. Türkiye, bölgenin dönüştürücü gücüdür. Türkiye ve Türkiye'nin girişimcileri bu yeni role hazırdır. PNB ve çok değerli ortaklarıyla bir arada olmak bizim için bu nedenle son derece önemlidir. Sadece Amerikalı girişimcilerle değil, diğer PNB ülkelerinden girişimcilerle de ilişkilerimizi geliştirmeyi amaçlıyoruz. Eminim bu vizyonla Türkiye, bölgemizde girişimciliğin merkezi haline gelecektir.''

Yarından itibaren bölgeden ve tüm dünyadan bin kadar girişimcinin İstanbul'da bir araya geleceğini söyleyen Hisarcıklıoğlu, ilki ABD Başkanı Obama'nın ev sahipliğinde Washington'da yapılan Küresel Girişimcilik Zirvesi'nin ikincisinin İstanbul'da yapılmasının, Türkiye'nin bölgesinde bir girişimcilik merkezi olduğunun kanıtı olduğuna işaret etti.

Hisarcıklıoğlu ''Zirve'nin 5 Aralık gününü TOBB olarak programlıyoruz. Hem rol model girişimcilere ve hem de İstanbul'un bir girişim sermayesi merkezi olmasına ilişkin ilgi çekici oturumlar yapacağız'' dedi.

''Artık kendimiz hem Amerika'yı, hem de bölgemizi keşfe çıkıyoruz''

PNB Türkiye olarak, sivil toplumun tüm kesimlerinin temsil edildiği bir yapı kurduklarını belirten Hisarcıklıoğlu, yerele indiklerini, ülkenin dört bir yanından kanaat önderlerini yönetim kuruluna dahil ettiklerini anlattı.

Hisarcıklıoğlu, ''Birinci yılımızda yürüttüğümüz faaliyetlerle özellikle Amerikalı girişimcilerle ortaklıklarımızı artırmak konusunda büyük adımlar attık. Çok sayıda projeyi aynı anda uygulamaya başladık. İlk olarak hızlı büyüyen girişimcilerimizin görünür hale getirilmesi gerektiğini düşündük. Bunun için Harvard Üniversitesi ile birlikte Türkiye 25 Yarışmasını başlattık. Kazanan firmaları belirledik. Türkiye'nin kriz döneminde en hızlı büyüyen 25 şirketine yarın Küresel Girişimcilik Zirvesi'nde ödüllerini vereceğiz'' dedi.

Türkiye'de girişim sermayesinin geliştirilmesi ve Amerikalı fonlarla ilişkilendirilmesi için bir proje başlattıklarını ifade eden Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

''Bu kapsamda öncelikle Türkiye'de faaliyet gösteren girişim sermayesi şirketlerini TOBB bünyesinde örgütledik, şimdi Amerikalı fon yöneticileri ile bağlantılar sağlamaya başlıyoruz. Üçüncü olarak üniversite öğrencilerini hedef aldık. Intel ve TOBB Genç Girişimciler Kurulu'nun inisiyatifi ile üniversite öğrencilerine girişimcilik eğitimleri veriyoruz. Onların iş planı hazırlamasını sağlayıp, promosyonunu yapıyoruz. Dördüncü projemizi CISCO Türkiye yürütüyor. 'Kadınlar için Bilişimde Genç Hareket' Projesiyle kadınlarımıza bilişim eğitimleri veriyoruz.''

Kadınlar için ayrıca Coca Cola Türkiye'nin bir proje yürüttüğünü söyleyen Hisarcıklıoğlu, bu projeyle İstanbul'un az gelişmiş bölgelerindeki kadınları girişimciliğe yönlendirmek için hibe verdiklerini, Brown Üniversitesi ile Koç Üniversitesi işbirliğiyle yürütülen ''Heritage as Bridge'' projesiyle kültürel mirasları tanıtıcı faaliyetler organize ettiklerini anlattı.

Hisarcıklıoğlu, ''TOBB olarak Chamber Academy projesini başlattık. Bu sene yapılan programda 20 İslam ülkesinden 22 üst düzey oda temsilcisine sahip olduğumuz bilgi ve birikimi aktardık. Bölge ülkelerinin iş dünyaları ile ağımızı genişlettik. İlk olarak Filistin, İsrail ve Türkiye iş dünyasını bir araya getirmek amacıyla Ankara Forumu'nu kurduk. Bu kapsamda Cenin'de bir sanayi bölgesi kurmayı ve 10 bin Filistinli'ye iş sağlamayı amaçlıyoruz'' diye konuştu.

Ankara Forum'undan aldıkları ilham ile Afganistan, Pakistan ve Türkiye iş dünyalarını bir araya getiren İstanbul Forumu'nu kurduklarını söyleyen Hisarcıklıoğlu, ''Şu anda bu girişimin ilk somut projesi olan ve İstanbul'dan İslamabad'a uzanarak, Pakistan'ı Türkiye'ye ve dolayısıyla Avrupa'ya bağlayan demiryolu projesi üzerinde çalışıyoruz. Bugüne kadar biz 'keşfedilmeyi' bekliyorduk. Artık kendimiz hem Amerika'yı, hem de bölgemizi 'keşfe çıkıyoruz'. Bu keşif sürecinde de ortaklarımızla birlikte çalışıyoruz'' şeklinde konuştu.
www.patronlardunyasi.com

30 Kasım 2011 Çarşamba

Türk jetlerine atom bombası

Nükleer bombalardan 10-20 tanesi Türkiye’nin kullanımına verildi.
Nükleer bombalardan 10-20 tanesi Türkiye’nin kullanımına verildi.
Bu bombaları gerektiğinde “Ceylan” adıyla bilinen 142’nci av-bombardıman filosu kullanacak

“Atomic Scientists” adlı dergide Robert S. Norris ve Hans M. Kristensen tarafından yayınlanan bir araştırmada ABD’nin Türkiye’de olduğu hep söylenen ama şimdiye kadar detaylarına ulaşılamayan nükleer silah envanteri görülüyor. Çalışmada, ABD’nin Türkiye’de dahil olmak üzere Avrupa’da Soğuk Savaş yıllarından kalan “taktiksel atom bombalarının” ayrıntılı olarak depolandığı yerler ve sayı listesi veriliyor. Bu raporu hazırlayanların ABD’nin ilk nükleer bombasını üreten Manhattan Project’de çalışan bilim adamları olması ise daha dikkat çekiyor. Çalışmaya göre Avrupa’daki atom bombaları en yüksek sayısına ulaştığı 1971 yılındaki 7 bin 300 sayısından bu yana ciddi bir düşüş gösteriyor ve şu anki sayısı 150-200 civarında. Bu bombalara Belçika, Almanya, İtalya, Hollanda ve Türkiye ev sahipliği yapıyor.

İncirlik’te 60-70 bomba var Rapordan çarpıcı notlar şöyle:

- Türkiye’deki nükleer B61 tipi bombaların sayısı 60-70 arasında ve İncirlik’teki ABD hava üssünde bulunuyor. Bu sayı 2001 yılında 90’dı.

- İncirlik’teki durum Avrupa’daki diğer üslerden farklılık gösteriyor ve bunu raporu hazırlayan uzmanlar ‘özel statü’ diye niteliyor. Bunun nedeni ise yaklaşık 50 bombanın taşınabilmesi için ABD savaş uçağı gerekiyor. Ancak bu bombaları taşıyabilecek uçakları İncirlik’e yerleştirme teklifi Türkiye tarafından geri çevrilmiş. Bundan dolayı da İncirlik’e ‘tam NATO pozisyonu’ yerine ‘yarım pozisyon’ deniyor. Bu bombaların kullanılması için başlıkları taşıyabilecek türde ABD savaş uçaklarının önce İncirlik’e gelmesi ve bombaları yükleyerek havalanması gerekiyor.

- Geri kalan 10-20 civarındaki nükleer bomba ise Türk F-16A/B tipi uçaklarla taşınması için dizayn edilmiş.

- Ankara’da Akıncı ve Balıkesir’de bulunan hava üslerindeki 40 kadar ABD nükleer silahı, buradaki üsler kapatıldığı için İncirlik’e kaydırıldı. O süreden itibaren İncirlik’teki ‘Türk bombalar’ 10 ile 20 sayısına indirildi.

- Rapor ayrıca Türkiye’deki F-16’ların 2015 itibarıyla ABD’den alınacak 100 JSF (Joint Strike Fighter) tipi uçaklarla değiştirileceğini de söylüyor.

- 2006 ve 2008’de Amerikan ordusundan gelen uzmanlar İncirlik’teki 25 nükleer bomba deposunda (WS3 WSVs) denetim yaptıkları da rapor tarafından ilk kez ortaya konuyor. Ankara ve Balıkesir’de ise 6’şar depo bulunduğu ancak içlerinde nükleer silah olmadığı belirtiliyor. Bu depolar “olası saklama yerleri” diye niteleniyor.

- 2001 yılında emekli olan Türk Hava Kuvvetleri Komutanı Ergin Cilasun “Türkiye’nin NATO nükleer vurma misyonu içindeki görevi bitti” demişti. Ancak ABD Savunma Bakanlığı kaynaklarının uzmanlara aktardığına göre, Türkiye şu an elinde bulunduğu F-16’lar ile bu misyona devam ediyor.

2017’de yeni bombalar gelecek

- Raporda Türkiye’deki B61-12 türü nükleer bomba türlerinin 2017 yılı itibariyle B61-3/4 tipi yeni modellerle değiştirilecek olduğu da ilk kez açıklanıyor. 2015’de başlayacak F-16’ların Amerikan JSF yeni nesil savaş uçaklarıyla değiştirilmesine kadar geçecek süre içinde F-16’ların modernize edilerek bu yeni bomba türlerini taşımalarına imkan verilecek.

- Uzmanlar Türkiye’deki pozisyonu da ‘kafa karıştıcı’ diye niteliyor. Rapora göre, Türkiye’deki durum 1980’lerdeki ‘tam alarm’ şeklindeydi. 1990’larda ‘geri çekilme’ haline geldi. Şimdi ise ‘ihtiyaç olursa İncirlik’ten al’ durumuna geldi. Bu dönemlerde askeri hava taşıtı statüsü, ‘nükleer’den ‘sertifikalı’ olmak üzere farklı tanımlarla anıldığı, şu an için ise ABD kaynaklarınca “nükleer-kabiliyetli” olarak tanımlandığı görülüyor.

-Bu durum, İncirlik’te bulunan 50 civarındaki bombayı taşıyabilecek Amerikan savaş uçaklarının Türk tarafınca reddedilmesi nedeniyle dünyanın diğer üslerinden farklı, kendisine özgü bir statü ortaya çıkarıyor

-Rapora göre, Türkiye’de sadece “Ceylan” ismiyle bilinen 1. Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı 4. Ana Jet Üs Komutanlığı bünyesindeki 142. Av-Bombardıman Filosu’nun nükleer silah taşıyabilme özelliği var.

Ankara kendi tavsiyesine uysun

Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Mustafa Kibaroğlu ise Türkiye’nin bir anlamda sembolik olarak kabul edilebilecek nükleer silahların ABD’ye geri vermek istememesinin nedenini şöyle açıklıyor: “Bir yandan NATO sistemi içinde “yük paylaşımı” ilkesi yerine getirirken bir yandan da belirsiz ve riskli süreçte caydırıcılık kapasitesinin etkin şekilde sürmesini arzuluyor.” Kibaroğlu’na göre Türkiye, “en üst seviyeden devlet politikası olarak savunduğu Ortadoğu’da Nükleer Silahlardan Arındırılmış Bölge oluşturulması politikasına ve bu konuda başkalarına verdiği tavsiyeye önce kendisi uyarak olumlu örnek teşkil etmeli.”

Silahlar yakın zamanda çekilmez

Nükleer silahsızlanma uzmanı gazeteci Aaron Stein Türk pilotların bir süredir nükleer misyon için eğitim almayı bıraktığını ve sadece bomba taşıyan Amerikan uçaklarını koruma görevi yaptığını öne sürdü. Ancak Türkiye’nin bu misyonlar için pilotlar eğittiğine dair bir bilgi yok. Stein’e göre, nükleer silahların yakın zamanda Türkiye’den çekileceğine dair işaret bulunmuyor. Rusya’nın binlerce nükleer silahı olduğunu söyleyen Stein “Bu silahların çekilmesi ise ABD-Rusya anlaşmasıyla değerlendirilebilir veya ABD Kongresi, ekonomik krizin etkisiyle bu depolama masrafından kurtulmak isteyebilir” dedi.


www.patronlardunyasi.com

28 Kasım 2011 Pazartesi

30 bin Liralık bedelli 52 Bin Lirayı geçiyor

Bedelli için ödenecek ve krediyle sağlanacak 30 bin lira, iyi bir araştırma ve planlama yapılmadığı durumda 60 ay sonunda 52 bin lirayı geçebiliyor

Bazı bankalar, bedelli askerlik için düşük faizli ve uzun vadeli kredi seçenekleri sunarken, adayların bütçelerine göre iyi araştırma ve planlama yapmaları gerekiyor.

Bedelli ve dövizle askerlikle ilgili düzenlemeleri içeren Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın, TBMM Milli Savunma Komisyonu'nda kabul edilmesi, bedelli askerlik için gün sayanlar kadar bankacılık sektörünü de sevindirdi.

30 yaşından gün almış olanların, 30 bin Türk lirası karşılığında bedelli askerliğe hak kazanmasını imkan veren, TBMM Genel Kurulu'nda, 29 Kasım Salı günü görüşülecek olan tasarıyla ilgili gelişmeleri bankalar, yakından takip ediyor.

Bütçenizi iyi değerlendirin

Bazı bankalar bedelli askerlikle ilgili sundukları düşük faiz ve uzun vadeli kredi seçenekleriyle adayları, müşteri portföyüne katmayı hedefliyor.

Bankaların 12 aydan başlayıp 60 aya kadar varan kredileri, faiz ve alınan masraflar açısından farklılık gösteriyor. Bu yüzden adayların, bütçelerini göz önünde bulundurarak iyi araştırma ve planlama yapmaları gerekiyor. Öyle ki, bedelli için ödenecek ve krediyle sağlanacak 30 bin lira, 60 ay sonunda 52 bin lirayı geçebiliyor.

Bu noktada kısa vadeli krediler daha cazip görülüyor. Bir banka, bedelli askerliğe özel olarak 1,29 faiz ve 12 ay vadeyle kredi seçeneği sunuyor.

Aylık ödemesi 2 bin 758 lira 63 kuruş olan bu seçenekte toplam geri ödeme 33 bin 103 lira oluyor. Kredi alırken verilen 250 lira kredi masrafı ile sigorta ve vergi dahil ücretler olan 497,5 lira da eklendiğinde ödenecek toplam para 34 bin liraya yaklaşıyor ve aylık maliyet 1,82'ye çıkıyor.

Aynı bankanın 1,38 faiz ve 36 ay vadeli seçeneği de bulunuyor. Aylık bin 112 lira 95 kuruş taksitli bu kredinin toplam geri ödemesi 40 bin 66 lirayı buluyor. Masraflarla birlikte kredinin aylık maliyeti 1,76 oluyor.

60 aya kadar vadeli seçeneğinde ise banka, 1,46 faiz uyguluyor. Masrafsız bu kredide aylık 812,01 lira ile toplamda 48 bin 720 lira geri ödeniyor.

Devlete gidecek 30 bin, cepten çıkacak 52 bin lira

Başka bir banka, 1,74 faiz ve 60 ay vadeyle bedelli askerlik kredisi veriyor. Masrafın 446 lira olduğu kredide aylık 881,52 lira taksitle 60 ay sonunda toplam geri ödenen para yaklaşık 52 bin 890 liraya ulaşıyor.

Diğer bir banka ise 1,40 faiz ve 36 ay vadeyle kredi imkanı tanıyor. Bu kredide geri ödeme, bin 117 lira 35 kuruş taksitle toplam 40 bin 224 lira oluyor.

Başka bir banka da bedelliye yönelik iki seçenek sunuyor. 1,40 faiz ve 36 ay taksitle sunulan, 681 lira masrafın alındığı kredinin geri ödemesi, bin 117,35 lira taksitle 40 bin 224 lirayı buluyor. 1,55 faiz ve 60 ay vadeli diğer seçenekte ise aylık 834,03 lirayla toplamda yaklaşık 50 bin lira ödeniyor. Bu kredide de masraf olarak 681 lira alınıyor. Aylık maliyet de 1,95'i buluyor
www.patronlardunyasi.com

İşin Kıral'ı açıkladı: En iyi satışçı hangi burçtan çıkar?

Türkiye’de klasik mobilya denilince akla ilk gelen markaya adını veren Fatih Kıral, hangi milletin nasıl mobilya sevdiğini, kendi başarı öyküsünü, Türkiye’nin kentleşme sürecine paralel gelişen dekorasyon sektörünü anlattı

Butik mobilya sektörünün köklü şirketi ‘Fatih Kıral Mobilya ve Dekorasyon’un sahibi Fatih Kıral konuşmayan patronlardan, söyleşi vermekten hoşlanmıyor. Nazardan korkuyor. “İsminizde hem Fatih hem Kıral vurgusu olunca insanlar korkmadan nasıl giriyorlar mağazanıza? Çok pahalı olduğunu düşünürüm hep mobilyalarınızın” diyorum. Tam da yarasına parmak basıyorum bilmeden...

“Mobilyanın taşınması, kurulması, garanti sürelerini ekleyince zincir mağazalarla aynı fiyata kanepe satıyorum. Ama ismim ve mağazalarımızın görkemi pahalı imajı uyandırıyor gerçekten. Daha geçen gün acaba mağazaların dekorasyonunu biraz daha mı vasat yapsak diye arkadaşlarla dertleştik” diyor.

Fatih Kıral 30’uncu yılını dolduruyor sektörde bu yıl. Dile kolay Türkiye’nin kentleşme tarihiyle paralel neredeyse. Nevi şahsına münhasır derler ya, farklı bir karakter. Çalışanlarını işe alırken, bölümlere yerleştirirken burçlarına da bakıyor. Zaman içinde bir burç hafızası oluşmuş. Hangi ünlü ismin hangi burçtan olduğunu ezbere biliyor.

Klasikle özdeşleşmiş

Fatih Kıral, Türkiye’de klasik mobilya deyince akla gelen ilk marka ama aslında mağazalarında ünlü Fransız, İtalyan, Amerikan markalarını da satıyor. Rixos, Pera Palas başta olmak üzere marka otellerin kral odalarını, süitlerini giydirmesiyle tanınıyor. Cemiyete mobilya veren Fatih Kıral ilk kez konuştu.

* Türkler ve mobilya denince aklınıza gelen ilk cümleler...

Biz Türklerin mobilya kültürü Dolmabahçe Sarayı’nın yapımından sonra başlamıştır. Ondan önce sedirler, divanlar ve radyo altı vardı mobilya olarak.

* Mobilya ekseninde bana bir Türkiye resmi çizebilir misiniz lütfen? 70’lerde kimler mobilya alıyordu?

70’li yıllarda da belli ölçüde lüks yaşam vardı tabii ama belirli ailelerdi bunlar. Mobilyayı yalılarda, villalarda oturanlar satın alırdı. 70’lerden sonra İstanbul’a göç başladı. Yeni semtler açıldı, ihtiyaçlar arttı.

* 80’ler peki?

Piyasa büyümeye başladı. Bağdat Caddesi’ne de mobilyacılar gelmeye başladı. Ben de Bağdat Caddesi’ndeki mağazalarımı bu dönemde açtım. Varlıklı kesimin yanında bir orta sınıf oluşmaya başladı. Mobilya lüks olmaktan çıktı. Anadolu’ya da yayılmaya başladı mobilya kültürü.

Marka dışarıda da tanınıyor

* Siz yerli üretim yanısıra mağazalarınızda lüks markaları da satıyorsunuz...

Dünyaca ünlü 20’yi aşkın markanın Türkiye temsilcisiyiz. Versace, Porsche, Provasi, Cesare Paciotti, Giorgio Collection, Natuica gibi. Aksesuarlar mesela porselen İtalyan bebekleri istedi müşterilerimiz, onu da getirdik. Ama biz daha çok yerli ürün ağırlıklıyız. 400’ün üzerinde farklı ürünü müşteriye sunabiliyoruz. 1000’in üzerinde kumaş ve 70’in üzerinde cila çeşidimiz var. Müşterinin isteğine göre fark almadan butik üretim de yapıyoruz. Amerika’nın en büyüğü Stanley’in her yaştan çocuk mobilyalarını satıyoruz. Mobilyanın aksesuarlarından, tekstil ürünleri, duvar kağıtlarına uzanan geniş bir ürün gamımız var.

* Sektörünüzde yurtdışında neler yaptınız?

Rusya, Kazakistan, Dubai, Azerbeycan’da büyük işler yapan bir grubuz. Bu bölgelerde iş yapan büyük inşaatçıların çoğu bizimle çalışır. Libya’da mesela inanılmaz projelere imza attık. Kongre merkezi, otel, şahıs villaları yaptık... 150 çok lüks villayı giydirdik mesela. O 150 villanın bir tanesi dahi yok şu anda. Dün Libyalı mimar geldi, “Yaptığınız herşey yıkıldı. Şimdi hepsi yeniden yapılacak” dedi. Üzücü tabii. Libya’da son dönemlerde öyle bir zenginlik oluşmuştu ki, hava taşımacılığı yoluyla gidiyordu siparişler.

* Türklerle Avrupalıların mobilya kullanım alışkanlıklarını karşılaştırdığınızda gördüğünüz çarpıcı farklılıklar neler?

Saltanattan gelmiş bir milletiz. Ne kadar değişsek de saltanata karşı bir ilgi, istek var. Lükse karşı bir arzumuz var millet olarak. Avrupalı daha minimalist, düz seviyor. Türkler oymalar, kakmalar, varak sever. Türk evleri gösterişlidir bu yüzden. Avrupa’da zenginliğini dışarı vuran insan azdır. Avrupa’nın kullanım standartları da farklıdır. Mesela Alman yumuşak koltukta oturmaz. Sert koltuk sever.
Amerikalı ise içinde kaybolacağı, yumuşak koltukta oturmayı sever. Konfor düşkünüdür. Türklerde Amerikalılar kadar olmasa da yumuşak koltuk sever. Ruslara düz bir şeyi mümkün değil sevdiremezsiniz, janjanlı mobilyaları çok rahat satarsınız ama.

Mağazada lüksü abarttık, imajımız ‘pahalı’ kaldı

* İsminiz çok korkutucu! Pahalı imajı veriyor...

Biz zincir mağazalardan çok da farklı fiyatlarla ürün satmıyoruz aslında. Mesela bir kanepeyi 6.000 TL’ye satıyoruz. Müşterinin evine götürüyoruz, kuruyoruz, garantisini veriyoruz. Zincirlerde ise raftadır mal. Buna rağmen 4 bin 500 TL’ye satıyorlar. Aldığınız ürünü taşıtıyorsunuz, ek maliyet. Evde kuramıyorsunuz, kurma hizmeti veriyorlar. Ona da ayrı bir ücret ödüyorsunuz. Üstelik aldığınız ürün için çok uzun bir garanti yaşamı da sunamıyorlar.

Böyle baktığınızda bizi geçiyor aslında fiyat. Buna rağmen bizim maalesef “pahalıdır” imajımız var. Belki mağazalarımız lüks, biraz abarttık mağazalarımızı yaparken! İsmimin bir etkisi olabilir, doğrudur. Hem Fatih hem Kıral! Biraraya gelince acayip bir enerji veriyor olabilir. Bir de biz çok klasik ve varaklı algılanıyoruz. Evet bu ürünler var ama bizde her tarz ürün var. İtalyan, Fransız, Amerikan, minimalist tüm tarzları satıyoruz.

Kova burcu satışta iyi

* Burçlara göre eleman alıyormuşsunuz, yengeci satışa koymuyormuşsunuz...

Yengeç misiniz! (Evet deyince anlatmaya başlıyor). Yengeç çok zekidir.

* Ama satış yapamaz!

Yapar, isterse yapar. Çok da dürüsttür, kolay kolay insan satmaz. Satış bir enerjidir her insan satış yapabilir ama bakın yengeç hesap kitabı iyi bilir, bu yüzden muhasebede daha iyidir. Oğlak asıl çok iyidir muhasebede. Akrep de iyidir. Ama akrep sıkıntılıdır rahat duramaz.

* En iyi satışçı hangi burçtan çıkar peki?

Kova. Ama kova da sıkıntıya gelmez, kurumsal yerde sıkılır. Akrep de iyi satıcıdır, ama çok iş değiştirir. Mesela akrep erkeği çok evlenir, arabasını da çok değiştirir. Balık başarılı yönetir. Yaylar çok artisttir. Çabuk organizasyon yaparlar. Ama sonunda bir sıkıntı çıkar hep onlarda. Boğa erkeği mesela çok rahattır ama çabuk para kazanma yolunu da bulur. Adam teknelerde gezer ama para gelir. Parayı kazanır, 5 sene yer, içer, gezer. Sonra bakar para azalıyor hemen bir operasyon yapar, parayı yine kazanır. Bunu daha çözemedim, enteresandır.

* Balık burcundan başarılı üç isim saymanızı istesem...

Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan balık burcundan, Ali Ağaoğlu, Ferit Şahenk .

Versace sevenler

* Versace Home mobilyalarını kimler alıyor?

Daha çok giyim markası olarak takip edenler. İki işadamı evinin dekorasyonunun tamamen Versace olmasını istedi mesela. En lüks ürünlerden Provasi markasını da koleksiyonerler alır. Adam yıllar önce yurtdışından masasını almış, şimdi bakıyor artık Türkiye’de de satılıyor. Parçalarını tamamlıyor.

Aşka uzanan kanepe

Fatih Kıral’da tarzlarının yanı sıra isimleriyle de ilgi çeken ürünler var. Bunlardan biri de hediye olarak en çok tercih edilen ürünlerin başında gelen Josephine Kanepesi. Bu uzanma koltuğu, adını Napolyon’un büyük aşkından alıyor. Zaten markanın tutkunları arasındaki diğer adı da “aşk kanepesi”. Bu kanepeye Josephine gibi uzanıp kendi Napolyon’unu düşlemek için ise 3 bin 250 lira ödemeniz gerekiyor
www.patronlardunyasi.com

25 Kasım 2011 Cuma

Arena'da Ülker - fener kırizi çıktı

Fenerbahçe Kulübü'nün, salon sporları için Ülker'le birlikte yaptırdığı Ataşehir'deki spor salonuna isminin verilmemesi, sarı-lacivertli yönetim ile sponsoru arasında krize yol açtı.Sarı-lacivertli kulübün, sponsoru Ülker ile birlikte yaptırdığı 13 bin 800 kişilik salona, "Ülker Sports Arena" ismi asıldı. Ülker Grubu, Fenerbahçe logosunun, Ocak ayında açılacak salonun dış cephesinde yer alacağını bildirdi, ancak bu açıklama yönetimi tatmin etmedi

Fenerbahçe Kulübü'nün, salon sporları için Ülker'le birlikte yaptırdığı Ataşehir'deki spor salonuna isminin verilmemesi, sarı-lacivertli yönetim ile sponsoru arasında krize yol açtı.

Ülker, salonun ismini, "Ülker Sports Arena" olarak belirlerken, Fenerbahçe'nin sadece logosunun salonun dış cephesinde asılı olacağını ilan etti.

Fenerbahçe Yönetimi, salonda Fenerbahçe isminin bulunmamasının sıkıntısını yaşarken, sarı-lacivertli taraftarlar da bu durumu tepki veriyor. Ocak ayında hizmete girmesi planlanan salonun dış cephesine, "Ülker Sports Arena" tabelası bir süre önce takıldı. Salonun girişinde ise "Fenerbahçe Uluslararası Sports Arena" ibaresi yer alacak. Ancak Ülker'in bu uygulaması, Fenerbahçe'yi tatmin etmedi.

Yıldırım’ın hassasiyeti

Ülker Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Özokur, geçtiğimiz günlerde Fenerbahçeli taraftarlardan gelen tepkiler üzerine salonun girişine, "Fenerbahçe Uluslararası Sports Arena" yazısının asılacağını, salonun resmi isminin ise "Ülker Sports Arena" olacağını duyurdu. Özokur, Fenerbahçe logosunun da duvarda asılı bulunacağını bildirdi, ancak Ülker grubundan gelen bu açıklama Fenerbahçe Yönetimi ile taraftarlarını tatmin etmedi.

Sarı-lacivertliler, 13 bin 800 koltuk kapasiteli salonun isminin, "Fenerbahçe Spor Kulübü Uluslararası Spor Kompleksi Ülker Arena" olarak belirlenmesini talep ediyor. Bilindiği gibi Başkan Aziz Yıldırım da, kulüp dergisindeki bütün yazılarında salonun ismini, "Fenerbahçe Ülker Arena" olarak ifade etmişti.

ARSA 59 MİLYONA SATIN ALINMIŞTI

Fenerbahçe, Başkan Aziz Yıldırım'ın ısrarlı çalışmaları sonunda Ataşehir'deki arsayı 59 milyon lira ödeyerek satın almıştı. Basketbol erkek takımının sponsoru Ülker ile birlikte yaptırılan salonun 37 bin 814 metrekare kapalı alanı bulunuyor. 13 bin 800 taraftar kapasiteli salonda, Fenerbahçe bayan ve erkek basketbol takımları maçlarını oynayacak. Türkiye'nin en modern kapalı salonu olan tesis, milli takımlarımıza da ev sahipliği yapacak.

ÜLKER: ‘Gereken yapılır’

Salon inşaatının hızla devam ettiğine dikkat çeken Ülker Grubu, sarı-lacivertlilerin yüreğine su serpti. Ülker'den alınan bilgilere göre, inşaat tamamlandıktan sonra Fenerbahçe Kulübü'nün talepleri yerine getirilecek.

Şirket yetkilileri, "İnşaat bitince gereken yerlere, gereken yazı ve logolar konulacak. Bize şimdiye kadar gelen olumsuz bir tepki yok" ifadelerini kullandılar.

Yusuf Kobal/Milliyet


www.patronlardunyasi.com

- Genelkurmay 3 Generalin peşine düştü

Savcılık, Tümgeneral Bakıcı'nın firarıyla ilgili, Tuğgeneral Yenikeçici ve Tümgeneral Turfan için soruşturma başlattı.

Savcılık, Tümgeneral Bakıcı'nın firarıyla ilgili, Tuğgeneral Yenikeçici ve Tümgeneral Turfan için soruşturma başlattı. Askeri savcılık da Bakıcı hakkında soruşturma başlattığını duyurdu

İnternet andıcı davasında hakkında yakalama kararı olmasına rağmen Rusya'ya kaçan Tümgeneral Mustafa Bakıcı'yla ilgili olarak İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı'nın, firara zemin hazırladıkları gerekçesiyle ilk aşamada iki general hakkında soruşturma başlattığı öğrenildi.

Savcılığın hakkında soruşturma açtığı iki ismin İstanbul Merkez Komutanı Tuğgeneral Muhittin Yenikeçici ile Kara Kuvvetleri Denetleme ve Değerlendirme Başkan Yardımcısı emekli Tümgeneral Orhan Turfan olduğu belirtiliyor. Özel Yetkili Savcılık soruşturma evrakını Genelkurmay'a da gönderdi. Savcılık, Bakıcı'nın hastane ve izin süreçleri ile daha sonraki emeklilik işlemlerini mercek altına aldı. Hakkında yakalama kararı olan bir askeri personele merkez komutanlığına teslim edilmek yerine nasıl izin verildiği ve emeklilik dilekçesinin işleme konulduğu araştırılıyor.

Soruşturma kapsamında Tümgeneral Bakıcı'ya yardımcı olduğu kuşkusu doğan iki isme ulaşıldı. Bunlardan birincisi Bakıcı hakkında çıkartılan ile yakalama emrini uygulaması gerekirken ilgili tüm evrakı eski görev yerine yönlendiren İstanbul Merkez Komutanı Tuğgeneral Muhittin Yenikeçici. Savcılığın hakkında soruşturma başlattığı ikinci isim Mustafa Bakıcı'nın izin dilekçesini onaylayan dönemin Kara Kuvvetleri Denetleme ve Değerlendirme Başkan Yardımcısı emekli Tümgeneral Orhan Turfan. Özel Yetkili Savcılığın önümüzdeki günlerde iki general ile diğer bazı personelin ifadelerine başvurması bekleniyor.

Özel Yetkili Savcılığın soruşturma çerçevesinde Kara Kuvvetleri Eski Personel Başkanı Tümgeneral Metin İyidil, Ağustos Şûra'sından sonra terfi ederek bu göreve atanan Tuğgeneral Yavuz Selim Kahveci, Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Korgeneral Salih Zeki Çolak ile Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu'nun bilgisine de başvurulabileceği belirtiliyor.

'EVREN İÇİN ÇALIŞMA YOK'

Genelkurmay Başkanlığı da dün bir açıklama yaparak askeri savcılığı Bakıcı hakkında soruşturma başlattığını duyurdu. Açıklamadan ayrıca Yedinci Cumhurbaşkanı Sayın Kenan Evren'in isminin kışladan kaldırılacağı yönünde herhangi bir çalışma mevcut değildir" denildi.

Sabah


www.patronlardunyasi.com

İşte PKK'nın gümrük tarifesi


PKK'nın şehir yapılanması KCK’ya yönelik operasyonlarda elde edilen belgelere yenileri eklendi

PKK'nın şehir yapılanması KCK’ya yönelik operasyonlarda elde edilen belgelere yenileri eklendi. Belgelere göre örgütün silahlı kanadı HPG maliye birimi kurup köylerden, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı yapan çetelerden gümrük vergisi almış.

Son dalgada gözaltına alınan avukatların bürolarından ise esnaf ve işadamlarından toplanan Devrim Vergisi’nin makbuzları çıktı

Habertürk Gazetesi'nden Bülent Ceyhan'ın haberine göre, Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gerçekleştirilen soruşturma kapsamında düzenlenen KCK operasyonlarında terör örgütünün uyuşturucu ve insan ticareti yapan kaçakçılardan gümrük vergisi aldığı belgelendi. Örgütün, HPG Hakurk Komutanlığı (Eyaleti) yazılı mührü vurulan vergilendirme işlemlerinin sadece birinde Diyarbakır’ın bir köyünden 55 bin Euro aldığı belirlendi.

“Esendere Maliye Birimi’ adı altında alınan paraların kaydedildiği mühürlü vergi defteri de ele geçirilen belgeler arasında. HPG mühürlü deftere “Arkadaşın gümrüğünü aldık”, “Esendere Maliye Birimi: Arkadaşın gümrüğü alınmıştır” şeklinde notlar düşülmüş. Bu notların hem kaçakçıya verildiği hem de Arapça ve Latince’nin kullanıldığı vergi defterine kaydedildiği belirlendi. PKK’nın kurduğu vergi sistemine ilişkin itiraflarda bulunan Şervan kod adlı R.D. “Örgüt, vergisini kesin alır. Bazen malların taşınması için yardım eder. Bu da ekstra ücrete tabidir. Örgüt ‘Avrupa vergisi’ de topluyor. Çünkü uyuşturucu Avrupa’ya ulaştığında KCK/PKK malın sahibini çok iyi biliyor” diye ifade verdi.

KANDİL DİŞ KLİNİĞİ

Defterdeki notlardan dünyanın en büyük uyuşturucu kaçakçılarından biri olarak nitelendirilen Cumhur Yakut’un da örgütü kurye veya ortak olarak kullanmaya başladığının anlaşıldığı da belirtildi. Sağ olarak ele geçirilen bir teröristin üzerinden de örgütün Kandil’deki kampında açtığı diş kliniğinin fotoğrafları çıktı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan avukatların bürosunda yapılan aramalarda ise örgüt adına esnaf ve işadamlarından “Devrim vergisi’ adı altında toplanan paralara ait makbuzlar bulundu.

GÜMRÜK TARİFESİ
İşlenmiş uyuşturucuda kilo başına 65 dolar, kokainde 3 bin dolar gümrük alan PKK diğer mallar için de gümrük tarifesi hazırlamış:

İran-Türkiye (Katır başına)

Mazot ve benzin: 3 dolar

Şeker: 5 dolar

Çay: 7 dolar

Sigara: 7 dolar

Türkiye İran (Katır başına)

Elbise: 7 dolar

www.patronlardunyasi.com

23 Kasım 2011 Çarşamba

Patronlar Kulübü'ne sürpriz isim

Patronlar Kulübü TÜSİAD’da Ocak ayında seçimli genel kurul yapılacak. Başkanlık görevini sürdüren Ümit Boyner’in yerine kimin adı geçiyor?

Patronlar Kulübü TÜSİAD’da Ocak ayında seçimli genel kurul yapılacak. Başkanlık görevini sürdüren Ümit Boyner’in yerine kimin başkan olacağı merakla beklenirken, bu koltuğa en yakın isim olarak Sütaş’ın patronu Muharrem Yılmaz gösteriliyor. Halen dernekte Yönetim Kurulu Üyesi ve Bölgesel Gelişme ve İş Dünyası ile İlişkiler Komisyonu Başkanı olarak görev yapan Yılmaz’ın adaylığının cuma günü yapılacak TÜSİAD Başkanlar Konseyi’nde ele alınacağı konuşuluyor

TÜSİAD’da Ocak ayında seçimli genel kurul yapılacak. Halen başkanlık görevini sürdüren Ümit Boyner’in yerine kimin başkan olacağı merakla beklenirken bu koltuğa en yakın isim olarak Sütaş’ın patronu Muharrem Yılmaz gösteriliyor. Dernekte Yönetim Kurulu Üyesi ve Bölgesel Gelişme ve İş Dünyası ile İlişkiler Komisyonu Başkanı olarak görev yapan Muharrem Yılmaz’ın kimsenin istemediği ‘ateşten gömlek’ olarak nitelendirilen TÜSİAD Başkanlığı’na adaylığı cuma günü yapılacak TÜSİAD Başkanlar Konseyi’nde gündeme geleceği ve Yılmaz’a başkanlık önerileceği konuşuluyor.

Başkan fedai olacak!

Başkanlar Konseyi toplantısına Rahmi Koç, Feyyaz Berker, Cem Boyner, Ömer Dinçkök, Tuncay Özilhan, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Halis Komili, Erkut Yücaoğlu, Rona Yırcalı, Zekeriya Yıldırım, Yavuz Canevi, Aldo Kaslowski gibi isimlerin katılması bekleniyor. TÜSİAD’da genellikle başkan, başkan yardımcıları arasından seçiliyor.

Şu anda Ümit Boyner’in yardımcılıklarını Akbank’ın Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer’in eşi, Sabancı Holding Perakende ve Sigorta Grubu Başkanı Haluk Dinçer ile geçtiğimiz Haziran ayında Yapı Kredi’den ayrılan Tayfun Bayazıt yapıyor. TÜSİAD’da ağırlığı olan Sabancı Ailesi’nin damadı Haluk Dinçer’in bu göreve sıcak bakmaması, Tayfun Bayazıt’ın ise profesyonel yönetici olması nedeniyle dernekte başkan yardımcılarından birinin başkan olma geleneği bu kez bozulacağa benziyor.

TÜSİAD’a yakın çevrelerde zaman zaman AK Parti iktidarıyla sıkıntılı dönemler yaşayan ancak başarılı başkanlık dönemi ile takdir toplayan Ümit Boyner’in ikinci bir dönem daha bu görevi istemediği konuşuluyor. TÜSİAD Başkanlar Konseyi toplantısında Ümit Boyner’e bu yönde bir baskı yapabileceği de ifade ediliyor. Boyner’in ayrılmakta kararlı olduğunu da kaydeden yakın çevreler, “Her geçen dönem başkan adayı bulmak zorlaşıyor. Kimse ateşten gömleği giymek istemiyor. Başkanlığı kabul edecek isim tabir yerindeyse fedailik yapacak. Buna en yakın isim de Muharrem Yılmaz” değerlendirmesini yapıyor.

Muharrem Yılmaz kanadında ise farklı tepkiler var. Yılmaz’a yakın kaynaklar, fabrika sayısını 2’den 4’e çıkarma planları yapan, yakın zamanda ikiz babası olan Yılmaz’ın başkanlığa temkinli baktığını ifade ediyor. Sütaş’ın tüketiciye yakın bir marka olması, Yılmaz’ın iktidarla yaşanacak olası sıkıntıların yansımasından endişe ettiği de gelen bilgiler arasında.

Ayvalık’taki enginar bahçesini büyütecekler!

TÜSİAD eski başkanlarından Cem Boyner, geçen yıl yayımlanan röportajında Ümit Boyner’in TÜSİAD’daki başkanlık görevini ikinci dönem üstlenmeyeceğinin sinyallerini vermişti. Cem Boyner, “Ümit’in görev ve sorumluluk bilinci çok yüksek. TÜSİAD’taki sorumluluğunu da en iyi şekilde yapmak istiyor. Bir yıl, 2 ay ve birkaç günü var. Ben şafak sayıyorum. Çünkü bu süre bittiğinde Ümit’in ruhu normalleşecek. Onunla gurur duyuyorum, yaptığı işi çok ciddiye alıyor, yoğun tempoda çalışıyor. Bu iş bitince Ayvalık’taki enginar bahçemizde olacağız. Orayı büyüteceğiz” demişti.

2012 sonuna kadar 250 milyon $’lık yatırım yapacak

MUHARREM Yılmaz’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptığı Sütaş için büyük yatırım planları var. 2010 yılında İstanbul Sanayi Odası’nın 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasında 59’uncu sırayı aldı. Şirketin 2010 cirosu 800 milyon liranın üzerinde gerçekleşti.

Şu anda toplam günlük süt işleme kapasitesi 2 bin 500 ton olan Karacabey ve Aksaray’daki iki fabrikasında üretim yapan Sütaş’ın fabrika sayısı 4’e çıkarılacak. Bu amaçla 2012 yılı sonuna kadar yapılacak yatırım tutarı 250 milyon doları bulacak. Yatırımlar bittiğinde şirketin istihdam ettiği çalışan sayısı 5 bine yükselecek.

İş dünyasının en faal isimlerinden biri

SÜTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, 2 Ağustos 1957’de Bursa’da doğdu. Orta öğrenimini Galatasaray Lisesi’nde tamamlayan Yılmaz, Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. Babası Sadık Yılmaz’ın kurduğu Sütaş’ta üniversitede okurken çalışmaya başladı. 1989’da şirketin genel müdürü oldu. Yılmaz, babası Sadık Yılmaz’ın 2005 yılında vefat etmesinin ardından Sutaş’ta yönetim kurulu başkanlık görevini üstlendi.

Muharrem Yılmaz, iş dünyası örgütlerinde oldukça faal bir isim. TÜGİAD, Avrupa Genç İşadamları Dernekleri Konfederasyonu, SETBİR gibi kuruluşlarda başkanlık ve yönetim kurulu üyeliği yaptı. Halen Sektörel Dernekler Federasyonu SEDEFED ve TÜRKONFED’in yönetim kurulu üyeliği yapan Yılmaz, Kurumsal Yönetim Derneği’nin de başkanlık görevini üstlenmiş durumda.

Necla Dalan/Vatan


http://ekonomi.patronlardunyasi.com

MetrisSpor'a Yıldırım tahliye

Meclis'e sevkedilecek tasarı zincirleme fiillerde en fazla 5 yıl cezayı öngörüyor. 'Kovuşturma sırasında görevlerinden düşerler' maddesi de 'hüküm kesinleşince' diye değişiyor

6222 sayılı Sporda Şiddet Yasası'nda yapılması öngörülen değişiklikler dün Adalet Komisyonu'ndan geçti. Kulüpler Birliği Başkanı Yıldırım Demirören'in yanısıra Federasyon İkinci Başkanı Göksel Gümüşdağ, F.Bahçe Asbaşkanı Nihat Özdemir ve tasarının mimarı eski federasyon başkanı Av. Levent Bıçakçı da görüşmelerde hazır bulundu. 11 maddelik değişiklik tasarısının kamuoyunda en çok tartışılan 2 maddesi komisyonda son şekli verilerek kabul edildi.

KOLTUĞU KURTULDU!

ŞİKE'ye verilen 1 yıldan 3 yıla kadar ceza aynı şekilde kalırken, 'birden çok şike suçu işleyenlerin cezası yarım mislinden 3 misline kadar artırılır' hükmü esas cezanın 4'te 1'inden 4'te 3'üne kadar artırılır şeklinde değiştirildi. Bu şekilde şike cezasının en fazla 5 yılla sınırlandırılması tasarıya kondu.

İKİNCİ önemli değişiklik ise 'Şike zanlılarının kovuşturma evresinde kovuşturma sonuna kadar kulüplerindeki görevleri sona erer' hükmü de 'Hüküm giymeleri halinde sona erer' şeklinde değiştirildi. Bu durumda F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın, mahkeme sürecinde başkanlık koltuğunu yitirme ihtimali de ortadan kalktı. Ancak Yıldırım şike suçundan mahkum olursa, başkanlığını yitirecek.

PARA VE ERTELEME YOK

KOMİSYONA gelmeden önce yasaya imza koyan BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, teklifin yargıya müdahale anlamına gediğini savunarak imzalarını geri çekti. Ak Parti Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün 'Köy kahvesinde otururken 'Aziz Yıldırım'ı ne zaman kurtaracaksınız' diye sordular. Ben bu yasaya karşıyım' diyerek desteğini çekti. Eski Spor Bakanı Murat Başesgioğlu ise, 'Siyasetçi eli yanma pahasına ateşteki kestaneyi almalı' diyerek spor mahkemelerinin kurulmasını önerdi.

KURULAN alt komisyonda sert tartışmalara neden olan kararın ertelenmesi ya da paraya çevrilmesi hükmü kabul edilmedi. Şike suçundan hüküm giyenlerin hemen cezasını çekmesi onaylanırken, bu uygulamanın sadece terör yasasında ve askeri suçlarda olduğuna dikkat çekildi.

- Yasa 48 saat içinde TBMM Genel Kurulu'na gelecek.
- 29 Kasım'da yasa önerisi Meslis Genel Kurulu'nda gündeme alınacak.
- Yasa önerisinin aynı gün ya da bir sonraki gün kabul edilmesi bekleniyor.
- Ardından da Cumhurbaşkanı'nın onayına gidecek.
- CUMHURBAŞKANI'nın 15 gün süresi var. Ancak erken onaylaması bekleniyor.
- Resmİ gazetede yayınlandıktan sonra cezaevindeki tutuklulara, tutuksuz yargılama hakkı doğacak.
- Dava Ağır Ceza Mahkemesi'nden Sulh ve Asliye Hukuk mahkemelerine geçecek.

Volkan Yanardağ/Akşam


http://ekonomi.patronlardunyasi.com

Yerli otonun fiyatı süper teşvikle 15 bin lira olacak

Yerli otomobili üretecek ‘babayiğit’e süper teşvik geliyor. Yeni teşvik sistemiyle yerli otonun yatırım maliyeti düşecek

Yerli otomobili üretecek ‘babayiğit’e süper teşvik geliyor. Yeni teşvik sistemiyle yerli otonun yatırım maliyeti düşecek. Otomotivcilerin 25 bin lira maliyet çıkardığı yerli otonun fiyatı 15 bin liraya inecek.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Bu işe soyunacak bir babayiğit aranıyor” sözleriyle başlayan yerli otomobil üretim çalışmaları tam gaz sürüyor. Otomotiv Sanayii Derneği’nin, ‘yerli otomobilin maliyeti bu şartlarda 20-25 bin lira olur’ raporunun ardından harekete geçen ekonomi yönetimi, yerli otomobil üretecek olan ‘babayiğite’ süper teşvikler getirmeyi planlıyor. Bu kapsamda üzerinde çalışılan yeni teşvik sistemi ile yerli otomobilin maliyeti 15 bin liraya kadar çekilecek.

Stratejik ürün sınıfı geliyor

Çalışmaları süren yeni teşvik sistemi, yerli otomobilin maliyetinin çok yüksek olduğu tartışmalarını da sonlandıracak. Mevcut düzenlemelere göre halen Türkiye’de, ‘bölgesel’, ‘genel’ ve ‘proje’ olmak üzere üç ayrı sınıfta teşvik veriliyor. Yeni yapılacak düzenlemeyle ayrıca ‘stratejik ürün’ sınıfı eklenecek. Stratejik ürün sınıfı kapsamında da yerli otomobil, insansız hava aracı, savunma araçları gibi stratejik ürünlere teşvik sağlanacak.

Bu sınıftaki ürünlere verilecek teşvikler ise diğer teşviklerinden çok daha geniş olacak. Teşvik kapsamında, sıfır faizli kaynak, vergi ve prim yükümlülüklerinin kaldırılması, bedelsiz arsa gibi düzenlemeler yer alıyor. Yetkililer, stratejik ürünlere yapılacak teşviklerin, diğer teşviklerden farklı sürelere ve farklı oranlara sahip olacağını bildirdiler.

Yatırım maliyeti aşağı çekiliyor

Yeni getirilecek teşvik sistemi ile yerli otomobilin maliyetinin büyük ölçüde düşürülmesi öngörülüyor. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), yerli otomobil konusunda hazırladığı raporda, yerli otomobil için 2.5-3 milyar Euro’luk yatırıma ihtiyaç duyulduğu, yerli otomobilin maliyetinin de 20-25 bin lira olacağı belirtilmişti. Yeni teşvik sistemiyle yeni kurulacak fabrikanın maliyetinin çok aşağıya çekileceği, yerli otomobilin maliyetinin de en az 15 bin liraya düşeceği hesaplanıyor. Böylece, yerli otomobilin pazar payını geliştirmesi sağlanmış olacak.

Oto yan sanayi de yararlanacak

Ayrıca stratejik ürünlerin yan sanayilerine de teşvikler sağlanarak, diğer markalarla rekabet edebilmesinin önü açılacak. Örneğin, yerli otomobilin ‘yedek parçaları’ ithal araçlara göre çok daha ucuz olacak. Bu tür düzenlemelerle, yerli otomobil cazip hale gelecek. Yetkililer, teşviklerin daha çok üretim aşamasında verileceğini belirterek, diğer markalarla haksız rekabet ortamının oluşmayacağını kaydettiler.

OSD raporuna göre fiyat 20-25 bin lira

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) tarafından hazırlanan yerli otomobil raporu, Eylül sonunda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’e sunulmuştu. Bakan, raporla ilgili yaptığı açıklamada, “Yaklaşık 20-25 bin TL’lik maliyeti olan bir otomobilin üretimi, tasarımı, pazarlanması iç pazar açısından ortalama hesaba katıldı ve üretimle ilgili çalışmalar bu çerçevede yapıldı” denilmişti. Raporda bir takım verilerden yola çıkarak oluşturulan farklı yatırım tu-tarlarının yer aldığını belirten Ergün, otomobilin A’dan Z’ye kadar Türkiye’de üretilmesi, tasarım ve markalaşmaya yönelik ortalama 2.5 milyar Euro’luk yatırım yapılması gerektiğinin belirtildiğini kaydetmişti.

EN YAKIN KOÇ

Yerli otomobil üretiminin gündeme gelmesiyle birlikte Koç Grubu’nun bunu başarabilecek en yakın grup olduğu görüşü ağırlık kazandı. Koç Holding Başkanı Mustafa Koç da yaptığı açıklamalarda bunu teyit ederek, İtalyan ortaklarıyla yerli otomobil üretimi konusunda görüşmeler yaptıklarını açıklamıştı. Koç “Yerli otonun başarılı olması için devlet desteği gerekli” demişti.

Hüseyin Özay/Star

http://ekonomi.patronlardunyasi.com

16 Kasım 2011 Çarşamba

'İsrail İran'a saldırınca Türkiye de Suriye'yi vuracak'

İsrail'in İran'a saldırısına eş zamanlı olarak Türkiye'nin Suriye'ye saldıracağı iddia edildi

Al-Quds Al Arabi gazetesi, İsrail'in İran'a saldırısına eş zamanlı olarak Türkiye'nin Suriye'ye saldırdığı bir senaryo çizerken başka Arap gazeteleri, Türkiye'nin Suriye sınırında "tampon bölgesi" oluşturmak üzere olduğunu iddia etti.

Suriye ile ilgili gelişmelere geniş yer veren Arap medyası, Türkiye’nin Suriye sınırında "tampon bölgesi" oluşturmak üzere olduğunu iddia ederken Londra’da yayımlanan Al-Quds Al Arabi de, İsrail’in İran’a saldırısına eş zamanlı olarak Türkiye'nin Suriye’ye saldırdığı bir çatışma senaryosu çizdi.

Arap medyası ve analistler, Suriye ile ilgili yorumlarında bu ülkenin artan izolasyonunun bölgesel savaş olasılığını yarattığını öne sürüyorlar.

Merkezi Londra olan Al-Quds Al Arabi’nin tanınmış editörü Abdel Bari Atwan, Türkiye’nin, Suriye’ye yönelik bir saldırısının, İsrail’in, Suriye’nin en yakın müttefiki olan İran’a saldırısına denk düşeceği bir çatışma olasılığını dile getirdi.

Abdel Bari Atwan, “Türkiye ile sınırda tampon bölgeler kurulmasının, sorunun uluslar arası boyutunu kazanması sürecinin ilk aşaması olabileceği” savına da yer verdi.

İngiliz Telegraph gazetesine göre, başka Arap gazeteleri, ilk defa geçen yaz dile getirilen bir iddia tekrarlayarak “Türkiye’nin, mülteciler için güvenli bir bölge yaratmak amacıyla ordusuna Suriye ile sınırında ‘tampon bölgesi’ oluşturma emrini vermek üzere olduğu”nu öne sürdüler.

Bu arada, Al-Sharq Al-Awsat gazetesinin baş editörü Tarık Alhomayed de, Esad rejimi için geri sayım başladığını savundu.

Arap Birliği’nin Suriye ordusunu sivillere karşı şiddet uygulamama çağrısına dikkat çeken Alhomayed, “Acaba bu, Suriye ordusuna bir darbe çağrısı mıdır?” sorusunu sorarken de “Suriye ordusunun şimdi önemli bir konumda olduğu düşünülebilir” dedi
http://www.patronlardunyasi.com

14 Kasım 2011 Pazartesi

Her keseye uygun Bedelli geliyor


Binlerce yükümlüyü ilgilendiren bedelli askerlik, bugün Başbakan Erdoğan'ın başkanlığında yapılması planlanan Bakanlar Kurulu'nda ele alınacak.

Askeri yetkililerin hükümet üyelerine bilgi vermesi de beklenirken, nihai kararın bugün çıkmayabileceği ifade ediliyor.

Bakanlar Kurulu’nda görüşülecek iki taslakta yaş sınırı için 25, 28, 30, 35 ve üzeri olmak üzere 4 farklı seçenek belirlendiği kulislerde dillendiriliyor.

Diğer taraftan bedel tutarı için de 5 binden 25 bin Euro’ya kadar değişik seçeneklerin hazırlandığı, yaş gruplarına farklı bedeller uygulanması özellikle 40 yaş üzerine daha yüksel bedel getirilmesinin gündemde olduğu da yine kulislerde konuşuluyor.

Hükümetin maddi durumu uygun olmayan yükümlüler için de seçenekler hazırladığı da ifade ediliyor. Bu kapsamda devlet kurumlarında çalışarak bedelin bu çalışma karşılığında taksitle ödenmesi seçeneğinin yer aldığı belirtiliyor.

Maliye Bakanlığı bürokratlarının hesaplamalarına göre bedelli askerlikten yaklaşık 2,5 milyar lira gelir elde edilecek. Geçmiş yıllardaki tecrübeler ışığında bedelliden yaklaşık 100 bin civarında kişinin yararlanmasını beklediklerini aktaran aynı yetkili, “Ücret konusunu da henüz netleştirmedik. Doların seviyesi de bunda etkili olacak. 10-15 bin dolar arasında bir rakam ya da 10 bin Euro gibi bir formül üzerinde hesaplamalarımızı yapıyoruz” dedi. (Vatan)
http://www.patronlardunyasi.com

- 2B'den 26 Milyar TL gelecek

Bütçede 'sosyal pansuman...' Atılacak adımlarla 'kasa' dolacak

Bedelli askerlikten 1.5 milyar euro, 2B arazileri için atılacak adımdan ise 26 milyar lira gelir hedefleniyor. Bunlara ek olarak yabancılara satılacak konutlardan yıllık 5 milyar dolar, deprem dönüşümüyle ise yılda 40 milyar, 10 yılda ise 400 milyar dolarlık para dönüşü gerçekleşecek

Hükümetin sosyal ve kentsel dönüşüm amacıyla atacağı adımlar Hazine'ye ilaç olacak. İşte ekonomi yönetiminin de yüzünü güldürecek o adımlardan öne çıkanlar: 2B arazilerinin satışıyla ilgili düzenleme de bir kez daha raftan indi. Bu hafta son detayları ele alınarak şekillenecek düzenlemenin kısa sürede Meclis'e gönderilmesi ve yıl sonuna kadar komisyonlarda değerlendirilmesi planlanıyor. Yaklaşık 174 bin hektarlık arazilerin satışından toplam 26 millyar TL'lik paranın devletin kasasına girmesi bekleniyor.

FARK 5 MİLYAR DOLAR

2B düzenlemesiyle birlikte yabancıların Türkiye'den konut ve arazi alma imkanlarının da artırılacağı belirtiliyor. Yabancılara mülk satışında 'mütekabiliyet' esasının belli ölçülerde kaldırılacağı kaydedildi. Bu adımla birlikte 1 milyon mülkün satışının da önünün açılacağı hesaplanıyor. Yıllık beklenti ise 5 milyar dolarlık gelir.

BEDELLİDEN 1.5 MİLYAR EURO

HÜKÜMET bedelli askerlikle ilgili taslağa Genelkurmay Başkanlığı ile birlikte son şeklini vermeye çalışıyor. Birbiri ardına yapılan açıklamalar, düzenlemenin yıl sonuna kadar Meclis'ten geçeceğinin işareti olarak görülüyor. Belirlenecek yaş sınırına göre, düzenleme 100 bin ila en fazla 200 bin arasında kişiyi ilgilendiriyor. Tahminlere göre bedelli askerlik uygulamasından Hazine'ye gelecek miktarın 1.5 milyar euroya yaklaşabileceği kaydediliyor. Bu paranın öncelikle şehit aileleri ve depremzedeler için kullanılması üzerinde duruluyor.

Özelleştirmeden 10.7 milyar $ hedefleniyor

2012 yılında elektrik dağıtım bölgelerine ilişkin özelleştirmelerin tamamlanması ve EÜAŞ'a ait üretim santrallarından bir kısmının da özelleştirilmesi planlanıyor. Köprü ve otoyollarla ilgili özelleştirme de 2012'ye kalmıştı. Bu çalışmalar karşılığında hedeflenen gelir ise 10.7 milyar TL olarak belirlendi. Yargıya da taşınan bazı özelleştirmelerin bu hedefi nasıl etkileyeceğini zaman gösterecek.

Dönüşümün bedeli 40 milyar TL

HÜKÜMET, özellikle Van depremlerinin ardından 'kentsel dönüşüm'le ilgili düzenlemelere hız verdi. Başbakan Erdoğan'ın 'Seçim kaybetme pahasına uygulamaya koyacağız' dediği; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın da gerektiğinde 'yıkım kararı' vermesini sağlayacak şekilde düzenlenen tasarının yıl sonuna kadar Meclis gündemine yansıması planlanıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, kentsel dönüşümün toplam maliyetinin 400 milyar doları bulabileceğini belirtmişti. Bu, yıllık 40 milyar dolarlık dönüşüm anlamına geliyor. Hazine de bundan payını alacak. Onlarca sektörde on binlerce kişi, bu çalışmayla iş sahibi olacak.

Hakkı Kurban/Akşam
http://www.patronlardunyasi.com

- Çalışma Bakanı Faruk Çelik'ten müjde


Çelik, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak gündemlerindeki "önemli düzenlemeleri" açıkladı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, taşeron işçilerin izin, ücret, kıdem tazminatı ve sendikalaşma taleplerinin bulunduğunu, bu sorunların bu dönemde çözüleceğini bildirdi.

Çelik, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak gündemlerindeki "önemli düzenlemeleri" AA ile paylaştı.

Söz konusu düzenlemelerden birinin "alt işverenlik" konusu olduğunu belirten Çelik, "Taşeron olarak tarif ettiğimiz işçilerin sorunlarını çözeceğimizi burada ifade etmek istiyorum. Bunların izin, ücret, kıdem tazminatı ve sendikalaşma gibi talepleri var. Bu sorunlar bu dönemde çözüm bulacak" dedi.
Faruk Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tabii bir konuyla ilgili çözüm üreteceğiz dediğiniz zaman, bunun sınırlarını iyi çizmeniz gerekiyor. Taşeronda çalışan işçiler y ıllık izin kullanamıyor, o sorun mutlaka kullanılmalı. Ücretlerinde sıkıntılar, yetersizlikler var. Yıllarca çalışmasına rağmen, asgari ücret alma durumları var, bu konu ele alınacak. Kıdem tazminatından, bir yıl çalışmadıkları için yararlanamıyorlar. Bunu mutlaka kıdem tazminatı çerçevesinde almamız gerekiyor. O haktan yararlanmaları gerekiyor, bunu gündemimize aldık. Ve sendika, örgütlü olmalarıyla ilgili de hakları kendilerine tanıyacağız. Bu geniş bir kitleyi ilgilendirdiği için bunu ifade etmek istiyorum."

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası

Dünyada dakikada 4 kişinin, iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmadığı için hayatını kaybettiğini vurgulayan Çelik, "Yani biz eğer şu anda yarı m saat sohbet yaptıysak, bu süre zarfında dünyada 120 kişi hayatını kaybetti, iş sağlığı güvenliğinden yoksun çalışma koşullarından dolayı. Bunun için kuralcı olmayan ama geleceğe dönük önlemleri önden alan kuşatıcı, önleyici ve iyileştirici, bütün çalışanları ilgilendiren İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası'na da Türkiye'yi bu dönem içerisinde kavuşturacağımızı ifade etmek istiyorum" dedi.

Mesleksizliği ortadan kaldıracak çalışma daha da yoğunlaştırılacak

Bakanlık, işsizlik meselesini çözmek için de yoğun bir çalışma yürütüyor.
Bu konuya işaret eden Çelik,Türkiye'de 2,5 milyon işsiz bulunurken iş gücüne de yoğun talebin olduğunu dile getirdi.

Çelik, şunları kaydetti:

"Şimdi sanayicilerle görüşüyoruz, 'eleman ihtiyacı var' diyor, 2,5 milyon işsizden bu ihtiyacı temin edemiyor. Yani hem iş beğenmeme durumu diyebiliriz veya işçinin niteliği buna uyum sağlamıyor diyebiliriz. Dolayısıyla bu konudaki arz ve talebi dengelemeye dönük çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. Mesleksizliği ortadan kaldıracak bir çalışmayı bu dönem daha da yoğunlaştıracağız. G-20 toplantısına katıldım. Burada 'Türkiye son 3 yılda istihdamda bir numara' olarak takdim edildi. 1 milyon 475 bin kişiyi istihdam etmişiz 3 yılda. Bu çok önemli, G-20 içerisinde bu konu içerisinde şampiyonuz yani. Bunu övünçle belirtebiliriz."

"260 bin engellinin istihdamı için yoğun çalışma"

Bir başka önemli çalışmalarının, engellilerin istihdamı konusunda olduğunu dile getiren Çelik, şunları kaydetti:

"Bu konuda da önemli yönetmelik değişiklikleri yaptık. Türkiye'de engelli istihdam kotası 300 bindir. Fakat şu anda 40 bin kişi istihdam ediliyor. 260 bin kadro açık. Yani Türkiye'de 11 milyon çalışanı hesap ederseniz ve istisnaları çıkartırsanız, kota yüzde 3'ten 300 bine tekabül ediyor ve bu açığı da önümüzdeki dönemde Bakanlığımız içerisinde yapılacak duyurularla, yap ılacak sınavlarla bütün bu kotaların doldurulması ve çok sayıda engelli kardeşimizin istihdam edilmesiyle ilgili çalışmalarımızı şu anda yoğun bir şekilde sürdürüyoruz."
http://www.patronlardunyasi.com

- Bin girişimci İstanbul'da toplanacak

Global Girişimcilik Haftası, İMKB'de gong töreniyle başladı
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), TOBB Kadın Girişimciler Kurulu, TOBB Genç Girişimciler Kurulu, Endeavor ve Massachusetts Institute of Technology Enterprise Forum (MIT EF) Türkiye ev sahipliğinde, Global Girişimcilik Platformu paydaşlığında düzenlenen Global Girişimcilik Haftası, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) düzenlenen gong töreniyle başladı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, İMKB Başkanı Hüseyin Erkan, Global Girişimcilik Haftası Platformu Başkanı Gülden Yılmaz, TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Ali Sabancı, Endeavor Yönetim Kurulu Üyesi Murat Özyeğin ve MIT EF Başkan Yardımcısı Selçuk Kiper ''İçindeki girişimciyi harekete geçir'' sloganıyla birlikte gongu çaldılar.

Gong töreni sonrasında gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Çin ekonomisinin yükselişinde ucuz iş gücünün, ABD ekonomisinin kalkınmasında birikmiş sermaye avantajının ön plana çıktığını, Türkiye ekonomisinin ise girişimci ruhun başarısı üzerinde yükseldiğini belirtti.

Hisarcıklıoğlu, ''Türkiye'nin petrolü aslında girişimcisidir. Toprağın altından değil üstünden çıkar. Bizim zenginliğimizse toprağın üstünde. Bizim zenginliğimiz hızlı öğrenen, şartlara hızlı uyum sağlayan, refleksi kuvvetli girişimci insanımız'' dedi.

Girişimciliği Türkiye'nin kalkınmasının temel unsuru olarak gördüğünü, yastık altına saklanan ya da kısır bir faiz döngüsü içinde kalan sermayenin atıl hale gelebileceğini ve ekonomik kapasite olmadığında iş gücünün de atıl kalabileceğini belirten Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Önümüzdeki dönemde ülkelerin geleceği açısından kritik nokta şu olacak; girişimcilerin önünü açıyor musunuz? Açıyorsanız rakip ülkelerden farklı ne tür destekler veriyorsunuz? Ve bu noktada şuna yürekten inanıyorum; girişimcilik, toplumun kendi zenginliğine ortak olma becerisidir. Her girişimci bir ağaçtır ve verdiği meyveler kişi başı gelirdir. Bizim orman olmamız lazım. Dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına girmek istiyorsak girişimci ormanı kurmamız artık bir zorunluluk.''

''3-6 Aralık'ta bin girişimci İstanbul'da toplanacak''

Türkiye'nin, emek-yoğun sektörlerde büyüme fırsatlarının sonuna yaklaştığına dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, yeni ekonomik büyüme ve refah kaynaklarının teknoloji ve inovasyon sektörlerinden gelmesinin gerektiğini, bu nedenle girişimciliği destekleyecek politikaların zorunlu olduğunu söyledi.

Girişimciliğin geliştirilmesinin son yıllarda TOBB?un da en önemli önceliklerinden biri haline geldiğini kaydeden Hisarcıklıoğlu, bu yöndeki faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi.

Hisarcıklıoğlu, Avrupa'nın uzun bir krize girmesinin ardından yüksek teknolojili ürünler geliştirmek ve satmak için ABD pazarının daha da önem kazandığını, ABD pazarına girebilmek için iki ülke girişimcilerinin bir araya getirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.

Bunun için ABD hükümetiyle Küresel Girişimcilik Programını başlattıklarını, ayrıca ABD Başkanı Barack Obama'nın inisiyatifiyle kurulan ''Yeni Bir Başlangıç İçin Ortaklar'' projesinin Türkiye başkanlığını yürüttüklerini dile getiren Hisarcıklıoğlu, ''3-6 Aralık'ta Sayın Başbakanımız bölgemizden ve tüm dünyadan bin girişimciyi İstanbul'da bir araya getirecek. İlkini Washington'da Başkan Obama'nın yaptığı bu toplantının ikincisinin İstanbul'da yapılması, ülkemizin bölgesinde bir girişimcilik merkezi olduğunun kanıtıdır'' diye konuştu.

Bu hafta sonu Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Ekonomi Bakanlığı ile birlikte yurt dışındaki Türk girişimcileri bir araya getiren Dünya Türk Girişimciler Kurultayı'na ev sahipliği yapacaklarını söyleyen Hisarcıklıoğlu, kurultaya tüm dünyadan 2 bine yakın girişimcinin katılacağını kaydetti.

Bugün ortaya çıkan tek bir fikrin, yarın milyonlarca dolarlık üretime ve ihracata dönüşebildiğini belirten Hisarcıklıoğlu, ''Şimdi yeni fikirlere, yeni girişimcilere ihtiyacımız var. İşte bütün çabamız bunun için... Bütün gençlerimize ve kadınlarımıza sesleniyorum; korkmayın, fikir üretin, düşündüğünüzü anlatın. Bizi 2023'e taşıyacak olan sizin fikirleriniz ve icatlarınız olacak. Biz, 'dev eserler bırakmak için karınca gibi çalışmak' gerektiğini bilenleriz. Biz, fikrin paradan daha değerli olduğunu bilenleriz'' şeklinde konuştu.

''16 milyar liraya yakın halka arz hasılatı elde edildi''

İMKB Başkanı Hüseyin Erkan da halka arz seferberliği kapsamında geçen yıl 23, bu yıl 25 şirketin, 30'un üzerinde özel sektör tahvilinin piyasaya dahil olduğunu, yine bu yıl hisse senedi ve tahviller üzerinden toplam 16 milyar liraya yakın bir halka arz hasılatı elde edildiğini söyledi.

Türkiye'de son 8-10 senedir yaşanan ekonomik büyümenin, ekonomik ve siyasi istikrar çerçevesinde sermaye piyasalarını belli boyutlara ulaştırdığını anımsatan Erkan, girişimciler için borç ve kredinin ötesinde özsermaye yoluyla fon sağlamanın önemine işaret etti.

Sermaye piyasalarının borç-öz sermaye dengesi sağlamak için büyük imkanlar sunduğunun altını çizen Erkan, ''Girişimciler için kendi kurdukları şirketleri ileri jenerasyonlara miras bırakmaları çok önemlidir. Sermaye piyasaları vasıtasıyla şirketler kendilerini ve ülkeye katkılarını sürdürülebilir kılmaktadır'' diye konuştu.

''İMKB'yi omuzlarda taşımamız lazım''

TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Ali Sabancı ise girişimciliğin gelişmesi için finansmanın önemine dikkati çekerek, ''Girişimciliği Türkiye'de daha benimsetebilmek için İMKB'yi muhakkak omuzlarımızda taşıyor olmamız lazım'' dedi.

Önemli mesafeler katedilmesine karşın halen 361 şirketin bulunduğu İMKB'nin alternatif finansman kaynağı olarak görülemediğini belirten Sabancı, yapılan çalışmaların daha iyi duyurulması gerektiğini vurguladı.

Avrupa ekonomisindeki gelişmelerin, girişimcileri finanse edecek banka dışındaki kanalları da etkilediğini, bu fonların kaynaklarının bir kısmını bankalardan sağladığını ifade eden Sabancı, ''Bugün zor bir dönem, ama zaten hiçbir zaman kolay bir dönem yok. Bir fikri 'doğru zaman değil' diye park edersen, inanın o fikri başka biri değerlendiriyor'' diye konuştu.

81 ilde 30 milyon kişiye ulaşılacak

Global Girişimcilik Haftası Platformu Başkanı Gülden Yılmaz da bu hafta kapsamında 250 paydaş ve 81 ilde 300'ün üzerinde etkinlikle 30 milyon kişiye ulaşılacağını belirterek, 17 Kasım Perşembe günü Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda Global Girişimcilik Forumu'nun düzenleneceğini hatırlattı.

TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Aynur Bektaş ise 2023 hedeflerine ulaşması için Türkiye'nin sadece 80 bin olan kadın girişimci sayısını artırması gerektiğine dikkati çekti
http://www.patronlardunyasi.com

2 Kasım 2011 Çarşamba

- Karamehmet'e yargı şoku

Yargıtay, Çukurova'nın patronu Mehmet Emin Karamehmet'in Pamukbank Davası'nda 'zimmet' suçundan yeniden yargılanmasına karar verdi

Yargıtay, Çukurova'nın patronu Mehmet Emin Karamehmet'in Pamukbank Davası'nda 'zimmet' suçundan yeniden yargılanmasına karar verdi

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Çukurova Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Karamehmet'in Pamukbank Davası'ndan "zimmet" suçundan yeniden yargılanması gerektiğine karar verdi. Kurul'un yurtdışına çıkış yasağı da koyduğu Karamehmet, 6 yıldan 12 yıla kadar hapis istemiyle tekrar hakim karşısına çıkacak. Karamehmet'in Pamukbank ve Etibank'tan kullandırılan bazı kredilere ilişkin yargılandığı "Bankacılık Kanunu'na muhalefet" davasıyla ilgili dosya başsavcılığın itirazı üzerine Yargıtay Genel Kurulu'na geldi.

Dosyayı görüşen kurul, Karamehmet'e 'nitelikli zimmet' suçundan verilen 11 yıl 8 ay hapis cezasını bozdu. Suçun 'basit zimmet' suçuna girdiğine hükmetti. Pamukbank ile Etibank arasında 'back to back' kredilere ilişkin eylem ile bazı usülsüz kredi işlemlerine ilişkin davanın da zaman aşımı süresi dolduğundan ortadan kaldırılması kararını bozdu.

Bu iki eyleminde 'basit zimmet' oluşturduğuna karar verdi. Karamehmet'e isnat edilen 3 eylemin 'zincirleme basit zimmet' suçu oluşturduğuna hükmedildi. Pamukbank yönetim kurulu üyeliği ve genel müdürlüğü yapan Orhan Emirdağ ve Osman Berkmen'le ilgili davaların da zaman aşımı nedeniyle ortadan kalkmasına ilişkin karar bozuldu.

İstanbul 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi, Karamehmet ile bankanın eski yöneticileri Orhan Emirdağ ve Osman Berkmen hakkında, Dinç Bilgin ve Cavit Çağlar ile anlaşarak Çukurova Grubu'na dolaylı yönden usulsüz kredi kullandırıldığı iddiasıyla dava açılan davada Karamehmet'i 11 yıl 8 ay, bankanın yöneticileri Orhan Emirdağ'ı 10 yıl 4 ay 13 gün, Osman Berkmen'i de 9 yıl 8 ay hapse mahkum etmişti. Yargıtay 7'nci Ceza Dairesi ise kararı bozarak, Karamehmet'e beraat yolunu açmıştı.

Yurtdışı yasağı kondu

Yargıtay, Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen ve Orhan Emirdağ'a yurtdışına çıkış yasağı koydu. İşadamı Dinç Bilgin hakkında da davanın zaman aşımından düşürülmesine ilişkin kararı bozan Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Bilgin'in eyleminin de 'basit zimmet' suçu oluşturduğuna karar verdi. Dinç Bilgin de aynı davada 'basit zimmet' suçlamasıyla tekrar yargılanacak.
http://www.patronlardunyasi.com

- Mondi'den Nihat Doğan'a büyük darbe

İzzet Yıldızhan'ın geçtiğimiz cumartesi günü Ankara'da otel odasına aldığı hayat kadınlarının şikayetçi olması üzerine tanık sıfatıyla emniyette ifade veren Nihat Doğan zor durumda.

İzzet Yıldızhan'ın geçtiğimiz cumartesi günü Ankara'da otel odasına aldığı hayat kadınlarının şikayetçi olması üzerine tanık sıfatıyla emniyette ifade veren Nihat Doğan zor durumda.

Boydak'a ait Mondi, adı fuhuş skandalına karışan ünlü şarkıcı Nihat Doğan'ın 1 milyon dolarlık reklam anlaşması iptal etti.

Adı fuhuş skandalına karışan Nihat Doğan 'a bir şok da anlaşma yaptığı mobilya firmasından geldi.

Bir süredir bir mobilya firmasının reklam kampanyasında rol alan Nihat Doğan'ın anlaşması, yaşanan olayların ardından iptal edildi.

İzzet Yıldızhan 'ın gözaltına alındığı olayda Nihat Doğan da tanık olarak ifade vermişti.

Olayın kendisiyle hiçbir ilgisinin olmadığını söylemesine rağmen reklam anlaşması iptal edilen Nihat Doğan 'ın oldukça üzgün olduğu söyleniyor.


http://www.patronlardunyasi.com